Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Mü’min’i İnşâ Etme Bağlamında Ebû Muhammed Sehl et-Tüsterî’nin Şart Koştuğu “Yedi Temel Kural”ına Dair Bir Değerlendirme

View through CrossRef
Kur’ân-ı Kerim, nüzulünden itibaren tefsir edilmeye başlanan ilâhî bir kitaptır. Onun ilk müfessirinin Hz. Peygamber olduğu konusunda ittifak vardır. Bu itibarla farklı etnik kökenden İslâm’a giren bütün milletlerin alimleri tarafından Kur’ân’ın tefsiri yapılmıştır denebilir. Bazı müfessirler Kur’ân’ı, Kur’ân ayetleri ve Hz. Peygamber’in hadisleriyle tefsir etmeyi tercih ederken, bazıları ise ayet ve hadislerin yanı sıra kişisel görüş ve yorumlarını, gerektiğinde sahip olduğu mezhep ve kanaat çevresinin düşünsel dinamiklerini tefsir kapsamında ifade etmiştir. Tefsir usulü alanında ilk tefsir çeşidi “rivayet tefsiri”, ikincisi ise “dirayet tefsiri” diye adlandırılmıştır. Adı geçen tefsir türlerinin dışında üçüncü bir tefsir türü vardır ki o, müfessirin hissettiği ilham ve işaretler doğrultusunda yaptığı tefsirdir ki usul alimleri bu çeşit tefsire “işârî tefsir” demiştir. Bu formatta tefsir yapanların ilki Tefsîrü’l-Kurʾâni’l-Azîm adlı tefsirin sahibi Ebû Muhammed Sehl b. Abdullâh et-Tüsterî’dir (ö.283/896). Kendisi, tefsirinde mü’minin hem dünyada hem ahirette kurtuluşa erebilmesi için hayatında yedi temel değeri uygulamasını şart koşmuştur. Tüsterî’nin tefsirinde vurguladığı yedi temel prensibin birincisi Allah’ın Kitabı’na sarılmaktır. Tüsterî’ye göre Allah’ın buyruklarına itaat etme, hayatın özü değerindedir. Tüsterî, Kur’ân’ın, Allah ile kulları arasında bir ip olduğu, ancak onun sayesinde dosdoğru yolun bulunabileceği görüşündedir. Tüsterî’ye göre ikinci prensip, Hz. Peygamber’in sünnetine uymaktır. Kendisi, tefsirinde Kur’ân’a bağlı kalmanın, ancak Hz. Peygamber’e tabi olmakla mümkün olduğunu vurgulamış, farzların sünnet ibadetlerle tamamlanacağını söylemiştir.
Title: Mü’min’i İnşâ Etme Bağlamında Ebû Muhammed Sehl et-Tüsterî’nin Şart Koştuğu “Yedi Temel Kural”ına Dair Bir Değerlendirme
Description:
Kur’ân-ı Kerim, nüzulünden itibaren tefsir edilmeye başlanan ilâhî bir kitaptır.
Onun ilk müfessirinin Hz.
Peygamber olduğu konusunda ittifak vardır.
Bu itibarla farklı etnik kökenden İslâm’a giren bütün milletlerin alimleri tarafından Kur’ân’ın tefsiri yapılmıştır denebilir.
Bazı müfessirler Kur’ân’ı, Kur’ân ayetleri ve Hz.
Peygamber’in hadisleriyle tefsir etmeyi tercih ederken, bazıları ise ayet ve hadislerin yanı sıra kişisel görüş ve yorumlarını, gerektiğinde sahip olduğu mezhep ve kanaat çevresinin düşünsel dinamiklerini tefsir kapsamında ifade etmiştir.
Tefsir usulü alanında ilk tefsir çeşidi “rivayet tefsiri”, ikincisi ise “dirayet tefsiri” diye adlandırılmıştır.
Adı geçen tefsir türlerinin dışında üçüncü bir tefsir türü vardır ki o, müfessirin hissettiği ilham ve işaretler doğrultusunda yaptığı tefsirdir ki usul alimleri bu çeşit tefsire “işârî tefsir” demiştir.
Bu formatta tefsir yapanların ilki Tefsîrü’l-Kurʾâni’l-Azîm adlı tefsirin sahibi Ebû Muhammed Sehl b.
Abdullâh et-Tüsterî’dir (ö.
283/896).
Kendisi, tefsirinde mü’minin hem dünyada hem ahirette kurtuluşa erebilmesi için hayatında yedi temel değeri uygulamasını şart koşmuştur.
Tüsterî’nin tefsirinde vurguladığı yedi temel prensibin birincisi Allah’ın Kitabı’na sarılmaktır.
Tüsterî’ye göre Allah’ın buyruklarına itaat etme, hayatın özü değerindedir.
Tüsterî, Kur’ân’ın, Allah ile kulları arasında bir ip olduğu, ancak onun sayesinde dosdoğru yolun bulunabileceği görüşündedir.
Tüsterî’ye göre ikinci prensip, Hz.
Peygamber’in sünnetine uymaktır.
Kendisi, tefsirinde Kur’ân’a bağlı kalmanın, ancak Hz.
Peygamber’e tabi olmakla mümkün olduğunu vurgulamış, farzların sünnet ibadetlerle tamamlanacağını söylemiştir.

Related Results

Ebû Hanîfe’nin Osmanlı Tefsir Anlayışına Etkisi: İrşâdü’l-akli’s-selîm ve Rûhu’l-beyân Tefsirleri Özelinde
Ebû Hanîfe’nin Osmanlı Tefsir Anlayışına Etkisi: İrşâdü’l-akli’s-selîm ve Rûhu’l-beyân Tefsirleri Özelinde
Ebû Hanîfe (öl. 150/767) fıkıh alanında otorite olması sebebiyle Hanefîlik mezhebinin kurucusu ola-rak öne çıkmakla birlikte kelam, hadis ve edebiyat alanlarında da söz sahibi bir ...
Sahabe Şiirlerinde Medine’ye Hicret
Sahabe Şiirlerinde Medine’ye Hicret
Allah Resûlü (s.a.v.), haksızlıkların ve çarpık inanç biçimlerinin hüküm sürdüğü Mekke ortamında dünyaya gelir ve kırk yaşına bastığında Yüce Allah tarafından peygamberlikle görevl...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...
Ebû Hanife Sonrası Ebû Yusuf-Halife Hârûnürreşîd İlişkisi
Ebû Hanife Sonrası Ebû Yusuf-Halife Hârûnürreşîd İlişkisi
İslam toplumunda siyasi mücadelelerin dini referanslar üzerinde yapılması ve İslâm dininin yaşamın neredeyse her alanında temel ilkelerinin bulunması; ulemânın hukuk, din işleri, d...
Mutlak-Öznellik ve İslam
Mutlak-Öznellik ve İslam
Günümüz din felsefesinde Tanrı’nın sıfatları önemli bir tartışma konusudur. Tanrı’ya atfedilen sıfatların nasıl anlaşılması gerektiği noktasında çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. ...
Menâkıblarda Ebu Hanife Tasavvuru
Menâkıblarda Ebu Hanife Tasavvuru
Mezhep imamlarının hayatlarına dair yazılan menâkıblar, mezheplerin istikrar kazanmasıyla birlikte ortaya çıkan önemli bir yazın türüdür. Menâkıbların, mezhep imamlarının şahsiyetl...
Sahâbî Urve b. Mes‘ûd es-Sekafî’nin Hayatı
Sahâbî Urve b. Mes‘ûd es-Sekafî’nin Hayatı
Hz. Peygamber’in sahâbîlerinden bir tanesi Tâifli Sakîf kabilesinden Urve b. Mes‘ûd’dur. O, kabilesinin en önde gelenlerinden birisidir. O, Sakîf kabilesinin Ahlâf koluna mensuptur...

Back to Top