Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Şeybânîler ve Safevîlerin Kuruluş Dönemi (1500-1524) Rekabetlerinin Meydana Getirdiği Jeopolitik Parçalanma

View through CrossRef
İslam tarihinde 16. yüzyıl, Müslüman toplumlarda yeni düzenlerin ortaya çıkması itibariyle dikkat çekicidir. Bu yüzyılda Osmanlılar, Safevîler ve Bâbürlüler şeklinde üç büyük devlet ve Timurlular topraklarında Özbekler ve Kazaklar şeklinde hanlıklar ortaya çıkmıştır. Bu yeni düzenler, beraberinde yeni çatışma alanlarını ve aralarında çok boyutlu bir rekabeti ön plana çıkarmıştır. Şeybânîler ile Safevîlerin rekabeti özellikle ekonomik değeri yüksek topraklar olan Horasan üzerinde çakışınca meydana gelmiştir. Şeybânî hanları, Mâverâünnehir ve Horasan’da tek bir yönetim oluşturmak istemişlerdir. Buna karşın Safevî şahları Timurlu şehzadelerin miras hakkını öne sürerek açıkça Şeybânî hanlarına meydan okumuş ve Horasan’ın Timur’un varislerine iadesini talep etmişlerdir. Bundan dolayıdır ki taraflar arasında savaşlar meydana gelmiştir. Denilebilir ki, bütün bu savaşlarda son tahlilde galibiyeti elde eden Safevîlerin, Şeybânîlere karşı takip ettiği ana siyaset savunma pozisyonunda kalmak ve Horasan hâkimiyetini kaybetmemek şeklinde olmuştur. Bu savaşlardan Merv, Câm ve Ribât-ı Puryân, tarihi verilerle mutabık bir şekilde büyük meydan muharebeleridir. Bunlardan Merv savaşı Şeybânî Özbek Hanlığı’nın kısa süreli dağılmasına ve Mâverâünnehir ile Horasan topraklarının Şah İsmail ve Bâbür Sultan arasında paylaşılmasına sebep olmuştur. Cam savaşı, Şeybânî Han’dan sonra Safevîlerle mücadele etme ve onların ilerleyişine engel olma siyasetini devralan Ubeydullah Han’ın Horasan seferlerinin başlangıcını teşkil etmiştir. Safevîler ile Şeybânîler arasındaki savaşlar en son Timurluların sağladığı Mâverâünnehir-Horasan merkezli coğrafî bütünlüğün parçalanması ile neticelenmiştir. Diğer taraftan Safevîler yine en son Timurluların temsil ettiği Mâverâünnehir-Horasan merkezli Sünnî düşünceye dayalı bütünlüğü Horasan bölgesini Şiîleştirerek parçalanmanın bir diğer kapısını aralamıştır. Bu savaşlar ayrıca kadim İpek Yolu’nun kavşak ve merkezî yerleri olan Mâverâünnehir-Horasan merkezli ticarî bütünlüğün parçalanması şeklinde de anlaşılmalıdır. Son olarak bu savaşlar Mâverâünnehir-Horasan şehirlerinde ilmî-kültürel alanda da parçalama meydana getirmiştir. Eğer muhakkak söylemek gerekirse Mâverâünnehir-Horasan merkezli yaşanan tüm bu çatışmalar Müslüman toplumları yeni bir tıkanmanın içine dahil etmiştir. Bu rekabette özellikle Osmanlılar ile Şeybânîler, Osmanlılar ile Bâbürlüler ve Şeybânîler ile Bâbürlüler arasında Safevîler bir blokaj oluşturmuş ve İran-Azerbaycan-Basra üzerindeki Şark İslam’ı ile Osmanlı Garp İslam’ı arasında jeo-politik bir kopuş meydana getirmiştir. Bu kopuş sebebiyle Şark İslam’ı ile Garp İslam’ı arasında insan-toplum, bilgi-fikir ve mal-ticaret hareketliliği ve akışı bu yüzyıl itibariyle tıkanmaya başlamıştır. Safevîlerin oluşturduğu bu blokaj örneğin Mâverâünnehir, Türkistan ve Horasan dinamikleri insan, bilgi ve ticaret kaynağı olarak Osmanlıları beslememeye başlamıştır. Bu dinamikleri Safevîler yönetmiş ve bundan dolayı büyük bir güç elde etmişlerdir. Bu gücü özellikle Osmanlılar ve Şeybânîler ile çatışmaya dayalı bir şekilde kullanması 16. asır itibariyle tüm Müslüman toplumlar arasında insan hareketliliğinin tıkanmasını ve demografik durağanlaşmayı, ilmî akışın bozulmasını ve durağanlaşmasını, ticarî hareketliliğin tıkanmasını ve ilerleyen asırlarda Müslümanların dünya kamuoyunda etkisinin azalmasını beraberinde getirmiştir. Bu çalışma Şeybânîler ile Safevîlerin kuruluş dönemi (1500-1524) rekabetine odaklanarak bunların özellikle Timurluların mirasını elde etmeye yönelik çok boyutlu bir mücadele verdiklerini gözler önüne sermiştir. Dahası bu mücadelenin bıraktığı en tahrip edici sonucun Mâverâünnehir-Horasan merkezli Şark İslam’ında var olan siyasî, coğrafî, dinî, mezhebî, ticarî, ilmî ve kültürel bütünlüğün parçalanması olduğunu tahkik etmiştir.
Title: Şeybânîler ve Safevîlerin Kuruluş Dönemi (1500-1524) Rekabetlerinin Meydana Getirdiği Jeopolitik Parçalanma
Description:
İslam tarihinde 16.
yüzyıl, Müslüman toplumlarda yeni düzenlerin ortaya çıkması itibariyle dikkat çekicidir.
Bu yüzyılda Osmanlılar, Safevîler ve Bâbürlüler şeklinde üç büyük devlet ve Timurlular topraklarında Özbekler ve Kazaklar şeklinde hanlıklar ortaya çıkmıştır.
Bu yeni düzenler, beraberinde yeni çatışma alanlarını ve aralarında çok boyutlu bir rekabeti ön plana çıkarmıştır.
Şeybânîler ile Safevîlerin rekabeti özellikle ekonomik değeri yüksek topraklar olan Horasan üzerinde çakışınca meydana gelmiştir.
Şeybânî hanları, Mâverâünnehir ve Horasan’da tek bir yönetim oluşturmak istemişlerdir.
Buna karşın Safevî şahları Timurlu şehzadelerin miras hakkını öne sürerek açıkça Şeybânî hanlarına meydan okumuş ve Horasan’ın Timur’un varislerine iadesini talep etmişlerdir.
Bundan dolayıdır ki taraflar arasında savaşlar meydana gelmiştir.
Denilebilir ki, bütün bu savaşlarda son tahlilde galibiyeti elde eden Safevîlerin, Şeybânîlere karşı takip ettiği ana siyaset savunma pozisyonunda kalmak ve Horasan hâkimiyetini kaybetmemek şeklinde olmuştur.
Bu savaşlardan Merv, Câm ve Ribât-ı Puryân, tarihi verilerle mutabık bir şekilde büyük meydan muharebeleridir.
Bunlardan Merv savaşı Şeybânî Özbek Hanlığı’nın kısa süreli dağılmasına ve Mâverâünnehir ile Horasan topraklarının Şah İsmail ve Bâbür Sultan arasında paylaşılmasına sebep olmuştur.
Cam savaşı, Şeybânî Han’dan sonra Safevîlerle mücadele etme ve onların ilerleyişine engel olma siyasetini devralan Ubeydullah Han’ın Horasan seferlerinin başlangıcını teşkil etmiştir.
Safevîler ile Şeybânîler arasındaki savaşlar en son Timurluların sağladığı Mâverâünnehir-Horasan merkezli coğrafî bütünlüğün parçalanması ile neticelenmiştir.
Diğer taraftan Safevîler yine en son Timurluların temsil ettiği Mâverâünnehir-Horasan merkezli Sünnî düşünceye dayalı bütünlüğü Horasan bölgesini Şiîleştirerek parçalanmanın bir diğer kapısını aralamıştır.
Bu savaşlar ayrıca kadim İpek Yolu’nun kavşak ve merkezî yerleri olan Mâverâünnehir-Horasan merkezli ticarî bütünlüğün parçalanması şeklinde de anlaşılmalıdır.
Son olarak bu savaşlar Mâverâünnehir-Horasan şehirlerinde ilmî-kültürel alanda da parçalama meydana getirmiştir.
Eğer muhakkak söylemek gerekirse Mâverâünnehir-Horasan merkezli yaşanan tüm bu çatışmalar Müslüman toplumları yeni bir tıkanmanın içine dahil etmiştir.
Bu rekabette özellikle Osmanlılar ile Şeybânîler, Osmanlılar ile Bâbürlüler ve Şeybânîler ile Bâbürlüler arasında Safevîler bir blokaj oluşturmuş ve İran-Azerbaycan-Basra üzerindeki Şark İslam’ı ile Osmanlı Garp İslam’ı arasında jeo-politik bir kopuş meydana getirmiştir.
Bu kopuş sebebiyle Şark İslam’ı ile Garp İslam’ı arasında insan-toplum, bilgi-fikir ve mal-ticaret hareketliliği ve akışı bu yüzyıl itibariyle tıkanmaya başlamıştır.
Safevîlerin oluşturduğu bu blokaj örneğin Mâverâünnehir, Türkistan ve Horasan dinamikleri insan, bilgi ve ticaret kaynağı olarak Osmanlıları beslememeye başlamıştır.
Bu dinamikleri Safevîler yönetmiş ve bundan dolayı büyük bir güç elde etmişlerdir.
Bu gücü özellikle Osmanlılar ve Şeybânîler ile çatışmaya dayalı bir şekilde kullanması 16.
asır itibariyle tüm Müslüman toplumlar arasında insan hareketliliğinin tıkanmasını ve demografik durağanlaşmayı, ilmî akışın bozulmasını ve durağanlaşmasını, ticarî hareketliliğin tıkanmasını ve ilerleyen asırlarda Müslümanların dünya kamuoyunda etkisinin azalmasını beraberinde getirmiştir.
Bu çalışma Şeybânîler ile Safevîlerin kuruluş dönemi (1500-1524) rekabetine odaklanarak bunların özellikle Timurluların mirasını elde etmeye yönelik çok boyutlu bir mücadele verdiklerini gözler önüne sermiştir.
Dahası bu mücadelenin bıraktığı en tahrip edici sonucun Mâverâünnehir-Horasan merkezli Şark İslam’ında var olan siyasî, coğrafî, dinî, mezhebî, ticarî, ilmî ve kültürel bütünlüğün parçalanması olduğunu tahkik etmiştir.

Related Results

Author Index
Author Index
Aalto, S., 2352 Abankwa, D., 32 Abd El‐Aleem, S.A., 650 Abizaid, A., 2488 Ackerman, S.L., 11 Adams, D.J., 2410 Agasse, F., 1459 Aggleton, J.P., 3291 Aguilar, J., 3006 Ahmed, S., 38...
Giovanni da Verrazzano, Explorer
Giovanni da Verrazzano, Explorer
Giovanni da Verrazzano was a navigator of Tuscan origin, said to be born either in 1491 (or less likely in 1485), who, between 7 March 1524 (sighting of Cape Fear, North Carolina) ...
Prymnessos’tan Roma İmparatorluk Dönemi Nike Heykeli
Prymnessos’tan Roma İmparatorluk Dönemi Nike Heykeli
Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait olan Nike heykeli Prymnessos (Sülün) antik yerleşim alanında bulunmuş olup şuan Afyonkarahisar Müzesi’nde yer almaktadır. Prymnessos antik yerleşim ...
JEOPOLİTİKTE MEKAN KAVRAMI
JEOPOLİTİKTE MEKAN KAVRAMI
Çalışmada jeopolitik biliminde çok tartışılan mekân kavramının anlam dünyası ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda mekân kavramının anlam dünyası ilk önce felsefi ve etimoloj...
BUHARA EMİRLİĞİ’NİN İŞGALİ VE
 BOŞEVİK İHTİLALİ’NİN ETKİSİ
BUHARA EMİRLİĞİ’NİN İŞGALİ VE
 BOŞEVİK İHTİLALİ’NİN ETKİSİ
Türkistan, jeopolitik konumu ve zengin doğal kaynakları nedeniyle XIX. yüzyılın ortalarından itibaren Çarlık Rusya ve İngiltere’nin, Asya hâkimiyeti ile emperyalist politikaları iç...
ESKİ TÜRKÇEDE YOK, YOKSUZ, YOKSUZ BOL-, YOKSUZ KIL- ÜZERİNE
ESKİ TÜRKÇEDE YOK, YOKSUZ, YOKSUZ BOL-, YOKSUZ KIL- ÜZERİNE
Eski Türkçe devresinde isim cümlelerinin yokluk şekillerinde sıkça karşılaştığımız yok sözü bu devrede hiçbir bağa ihtiyaç duymadan yüklem olabildiği gibi yok+bol-, yok+er-, yok+kı...
Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadele’ye Katılmadan Önce Balıkesir Zağanos Paşa Camii’ndeki Verdiği Vaaz Üzerine Bir İnceleme
Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadele’ye Katılmadan Önce Balıkesir Zağanos Paşa Camii’ndeki Verdiği Vaaz Üzerine Bir İnceleme
Mehmet Akif, hem Osmanlı döneminin hem de Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış büyük bir düşünürdür. Akif, önce Balkan Savaşları’nda, sonrasında ise I. Dünya Savaşı yıllarında cami...
Afrika’nın Değişen Jeopolitiğinde Türkiye’nin Rolü
Afrika’nın Değişen Jeopolitiğinde Türkiye’nin Rolü
ÖZ: Türkiye dış politikasında önemli bir noktada bulunan Afrika’nın tarihsel süreç içerisinde jeopolitik açıdan yaşadığı değişimlerin geniş bir çerçeve içerisinde yeniden analiz ed...

Back to Top