Javascript must be enabled to continue!
İşârî Tefsirlerde İsrâ ve Mi‘rac
View through CrossRef
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) semâya yükselişini ve Allah’ın huzuruna varışını ifade eden mi‘rac hadisesi, sahih kabul edilen görüşe göre hicretten bir yıl sonra meydana gelmiştir. Mi‘rac hadisesinden bahse-den âyetler ile ona işaret ettiği düşünülen âyetler, rivâyet ve dirâyet tefsirlerinde çeşitli şekillerde yo-rumlanmıştır. Tefsir literatüründe nasları yorumlamada farklı bir metod geliştiren sûfîlerin işârî tef-sirlerde konuya yaklaşımı ise farklı bir perspektif çizmektedir. Merkezinde seyrüsülûk olan bu yorum metodunda sûfînin sülûk ederek elde ettiği hal ve makamların kişide farklı ve yeni anlam araçları or-taya çıkardığı düşünülür. Bu makalede işârî tefsirler bağlamında isrâ ve mi‘rac olayının anlatıldığı âyetler hakkında sûfî müfessirlerin yaklaşımı ele alınacaktır. Konunun sûfî düşüncedeki yansımalarını bütüncül bir şekilde görmek için öncelikle tasavvuf klasiklerinde meseleye nasıl yaklaşıldığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Böylece tasavvuf klasiklerindeki mi‘rac algısının sûfî tefsirlere ne ölçüde yan-sıdığını görmek mümkün olacaktır. Makalede işârî yoruma yoğunlaşıldığından rivâyet ve dîrâyet tef-sirleri kapsam dışı bırakılmıştır. Burada daha çok tasavvuf klasiklerinden ve önde gelen işârî tefsir-lerden hareketle sûfîlerin görüşleri belirlenmeye çalışılacaktır.
Mi‘racı, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bir mucizesi olarak görmenin ötesinde Hakk’a vuslatta takip edil-mesi gereken mânevî bir merhale olarak değerlendiren sûfiler, tasavvuf klasiklerinde isrâ ve mi‘rac mûcizesini; ubûdiyyet, yakîn, cem’, fenâ, sahv, mükâşefe, müşâhede ve tecellî gibi sufilere özgü kav-ramlar ile izah etmişlerdir. Bu çerçevede mi‘rac olayı ile seyrüsülûk arasında benzerlikler kurmuşlar, Hz. Peygamber’i takip ederek haller ve makamlar elde etmeyi bir nevi mi‘rac olarak değerlendirmiş-lerdir. Ayrıca Hz. Peygamber’in mi‘racından ayrı olarak sülük ile sufilerin de mi‘raclarının olabilece-ğini iddia etmişler, bununla birlikte nebînin mi‘racı ile velîlerin mi‘racı arasındaki farklara dikkat çekmişlerdir. İsrâ ve mi‘racı tasavvufî motiflerle bağlantı bir şekilde ele alan sufiler, kendi yaşadıkları mi‘rac tecrübelerinden de bahsetmişlerdir. Nebîlerin mi‘racı ile velîlerin mi‘racı arasında benzerlikle-rin bulunduğunu ileri sürmekle birlikte mâhiyet ve bağlayıcılık açısından farklılıklarına da dikkat çekmişlerdir.
İsrâ olayından bahseden âyeti tasavvufî motifler ekseninde ele alan sûfî müfessirler, Necm sûresi 1-18. âyetleri de isrâ ve mi‘rac olayı bağlamında incelemişlerdir. İsrâ sûresinde temas edilip detay verilme-yen âyetlerin neler olduğu, Necm sûresinde ifade edilen Hz. Peygamber’in müşâhede ettiği olağanüstü-lüklerden hareketle açıklanmıştır. Hz. Peygamber’in böyle bir hadiseyi tecrübe etmesinin nedeni üze-rinde duran bazı sûfî müfessirler, bunu, kulluk edeplerinin meleklere öğretilmesi olarak göstermişler-dir.
Sûfî müfessirler İsrâ birinci âyette “kulunu/abdihî” (el-İsrâ, 17/1) şeklinde kapalı bir şekilde bahse-dilmesinden çeşitli tasavvufî anlamlar çıkarmışlardır. Allah’ın büyük âyetlerinden bir kısmını Hz. Peygamber’in gördüğünden bahseden Necm sûresi 18. âyetini, mi‘racda gerçekleşen bir olay olarak ele alırlar. Necm sûresinin ilk âyetindeki “necm/yıldız” kelimesinden ve onun batmasından Hz. Muham-med’e, kalb, kurb, ilham, ledünnî ilim ve rabbanî vâridatlara dair işaretler çıkarmışlardır. Bu kavram-lardan hareketle de Hz. Peygamber’in mi‘rac’da fenâ ve bekâ ile marifete ererek bu âleme dönüş yap-tığına dair çıkarımda bulunmuşlardır. Bilhassa âyette yıldızın batmasına yapılan yeminden, yıldızı Hz. Peygamber kabul edip mi‘racdan dönüşüne işaret saydıkları gibi bu durumu âriflerin ledünnî ilim-lere mazhar olmaları ile de irtibatlandırmışlardır. Necm sûresi 9. âyetteki “kābe kavseyn ev ednâ (iki yay arası kadar, yahut daha da yakın oldu)” ifadesindeki “kābe kavseyn” ve “ev ednâ” kalıpları da sûfiler tarafından birer makam olarak düşünülmüştür. Sûfîler “Kābe kavseyn ev ednâ” ifadesini bir ta-raftan tasavvufî bir kavrama dönüştürürken, diğer taraftan bir beşerin yaşayabileceği en üst manevî tecrübeyi ifade etmek için kullanmışlardır. Aslında sûfi müfessirler, sadece Hz. Peygamber’in tecrübe etmiş olduğu mi‘rac olayının mahiyetinin ondan başka hiçbir kimse tarafından hakikati ile anlaşıla-mayacağının farkındadırlar. Ancak mi‘rac olayı bağlamında Necm sûresinin âyetlerine getirdikleri yorumlar ile Hz. Peygamber’in yaşadığı bu özel tecrübeyi kendi tecrübelerine kıyasla anlamaya çalış-mışlardır.
en-Necm sûresi 14. âyette zikredilen “sidretü’l-müntehâ” ifadesi de sûfîler tarafından Hz. Peygam-ber’in nûru ve ilimlerin nihayeti bağlamında işaretler çıkarılmıştır. Bu yorum tasavvuf düşüncesinde merkezi bir yere sahip olan nûr-ı Muhammedî düşüncesinin bir yansımasıdır.
Mi‘racda Hz. Peygamber’in Allah’ın huzurunda bulunmasını ayrıntılı bir şekilde ele alan sûfiler, Necm sûresindeki âyetler bağlamında olayın mahiyetini izaha yönelik açıklamalar yapmışlardır. Hz. Pey-gamber’in müşahedesinin de kalb ile gerçekleştiğini düşünmüşlerdir.
Title: İşârî Tefsirlerde İsrâ ve Mi‘rac
Description:
Hz.
Muhammed’in (s.
a.
v.
) semâya yükselişini ve Allah’ın huzuruna varışını ifade eden mi‘rac hadisesi, sahih kabul edilen görüşe göre hicretten bir yıl sonra meydana gelmiştir.
Mi‘rac hadisesinden bahse-den âyetler ile ona işaret ettiği düşünülen âyetler, rivâyet ve dirâyet tefsirlerinde çeşitli şekillerde yo-rumlanmıştır.
Tefsir literatüründe nasları yorumlamada farklı bir metod geliştiren sûfîlerin işârî tef-sirlerde konuya yaklaşımı ise farklı bir perspektif çizmektedir.
Merkezinde seyrüsülûk olan bu yorum metodunda sûfînin sülûk ederek elde ettiği hal ve makamların kişide farklı ve yeni anlam araçları or-taya çıkardığı düşünülür.
Bu makalede işârî tefsirler bağlamında isrâ ve mi‘rac olayının anlatıldığı âyetler hakkında sûfî müfessirlerin yaklaşımı ele alınacaktır.
Konunun sûfî düşüncedeki yansımalarını bütüncül bir şekilde görmek için öncelikle tasavvuf klasiklerinde meseleye nasıl yaklaşıldığı tespit edilmeye çalışılacaktır.
Böylece tasavvuf klasiklerindeki mi‘rac algısının sûfî tefsirlere ne ölçüde yan-sıdığını görmek mümkün olacaktır.
Makalede işârî yoruma yoğunlaşıldığından rivâyet ve dîrâyet tef-sirleri kapsam dışı bırakılmıştır.
Burada daha çok tasavvuf klasiklerinden ve önde gelen işârî tefsir-lerden hareketle sûfîlerin görüşleri belirlenmeye çalışılacaktır.
Mi‘racı, Hz.
Peygamber’in (s.
a.
v.
) bir mucizesi olarak görmenin ötesinde Hakk’a vuslatta takip edil-mesi gereken mânevî bir merhale olarak değerlendiren sûfiler, tasavvuf klasiklerinde isrâ ve mi‘rac mûcizesini; ubûdiyyet, yakîn, cem’, fenâ, sahv, mükâşefe, müşâhede ve tecellî gibi sufilere özgü kav-ramlar ile izah etmişlerdir.
Bu çerçevede mi‘rac olayı ile seyrüsülûk arasında benzerlikler kurmuşlar, Hz.
Peygamber’i takip ederek haller ve makamlar elde etmeyi bir nevi mi‘rac olarak değerlendirmiş-lerdir.
Ayrıca Hz.
Peygamber’in mi‘racından ayrı olarak sülük ile sufilerin de mi‘raclarının olabilece-ğini iddia etmişler, bununla birlikte nebînin mi‘racı ile velîlerin mi‘racı arasındaki farklara dikkat çekmişlerdir.
İsrâ ve mi‘racı tasavvufî motiflerle bağlantı bir şekilde ele alan sufiler, kendi yaşadıkları mi‘rac tecrübelerinden de bahsetmişlerdir.
Nebîlerin mi‘racı ile velîlerin mi‘racı arasında benzerlikle-rin bulunduğunu ileri sürmekle birlikte mâhiyet ve bağlayıcılık açısından farklılıklarına da dikkat çekmişlerdir.
İsrâ olayından bahseden âyeti tasavvufî motifler ekseninde ele alan sûfî müfessirler, Necm sûresi 1-18.
âyetleri de isrâ ve mi‘rac olayı bağlamında incelemişlerdir.
İsrâ sûresinde temas edilip detay verilme-yen âyetlerin neler olduğu, Necm sûresinde ifade edilen Hz.
Peygamber’in müşâhede ettiği olağanüstü-lüklerden hareketle açıklanmıştır.
Hz.
Peygamber’in böyle bir hadiseyi tecrübe etmesinin nedeni üze-rinde duran bazı sûfî müfessirler, bunu, kulluk edeplerinin meleklere öğretilmesi olarak göstermişler-dir.
Sûfî müfessirler İsrâ birinci âyette “kulunu/abdihî” (el-İsrâ, 17/1) şeklinde kapalı bir şekilde bahse-dilmesinden çeşitli tasavvufî anlamlar çıkarmışlardır.
Allah’ın büyük âyetlerinden bir kısmını Hz.
Peygamber’in gördüğünden bahseden Necm sûresi 18.
âyetini, mi‘racda gerçekleşen bir olay olarak ele alırlar.
Necm sûresinin ilk âyetindeki “necm/yıldız” kelimesinden ve onun batmasından Hz.
Muham-med’e, kalb, kurb, ilham, ledünnî ilim ve rabbanî vâridatlara dair işaretler çıkarmışlardır.
Bu kavram-lardan hareketle de Hz.
Peygamber’in mi‘rac’da fenâ ve bekâ ile marifete ererek bu âleme dönüş yap-tığına dair çıkarımda bulunmuşlardır.
Bilhassa âyette yıldızın batmasına yapılan yeminden, yıldızı Hz.
Peygamber kabul edip mi‘racdan dönüşüne işaret saydıkları gibi bu durumu âriflerin ledünnî ilim-lere mazhar olmaları ile de irtibatlandırmışlardır.
Necm sûresi 9.
âyetteki “kābe kavseyn ev ednâ (iki yay arası kadar, yahut daha da yakın oldu)” ifadesindeki “kābe kavseyn” ve “ev ednâ” kalıpları da sûfiler tarafından birer makam olarak düşünülmüştür.
Sûfîler “Kābe kavseyn ev ednâ” ifadesini bir ta-raftan tasavvufî bir kavrama dönüştürürken, diğer taraftan bir beşerin yaşayabileceği en üst manevî tecrübeyi ifade etmek için kullanmışlardır.
Aslında sûfi müfessirler, sadece Hz.
Peygamber’in tecrübe etmiş olduğu mi‘rac olayının mahiyetinin ondan başka hiçbir kimse tarafından hakikati ile anlaşıla-mayacağının farkındadırlar.
Ancak mi‘rac olayı bağlamında Necm sûresinin âyetlerine getirdikleri yorumlar ile Hz.
Peygamber’in yaşadığı bu özel tecrübeyi kendi tecrübelerine kıyasla anlamaya çalış-mışlardır.
en-Necm sûresi 14.
âyette zikredilen “sidretü’l-müntehâ” ifadesi de sûfîler tarafından Hz.
Peygam-ber’in nûru ve ilimlerin nihayeti bağlamında işaretler çıkarılmıştır.
Bu yorum tasavvuf düşüncesinde merkezi bir yere sahip olan nûr-ı Muhammedî düşüncesinin bir yansımasıdır.
Mi‘racda Hz.
Peygamber’in Allah’ın huzurunda bulunmasını ayrıntılı bir şekilde ele alan sûfiler, Necm sûresindeki âyetler bağlamında olayın mahiyetini izaha yönelik açıklamalar yapmışlardır.
Hz.
Pey-gamber’in müşahedesinin de kalb ile gerçekleştiğini düşünmüşlerdir.
Related Results
Recycled Aggregate: A Solution to Sustainable Concrete
Recycled Aggregate: A Solution to Sustainable Concrete
Recycling construction and demolition (C&D) waste into recycled aggregate (RA) and recycled aggregate concrete (RAC) is conducive to natural resource conservation and industry ...
A new constitutive model for recycled aggregate concrete cylinders actively confined with post-tensioned metal straps
A new constitutive model for recycled aggregate concrete cylinders actively confined with post-tensioned metal straps
The compressive strength of cylindrical columns of recycled aggregate concrete (RAC) is lower than that of equivalent normal concrete columns. Active confinement can recover some o...
Isra Mi’raj and the Privilage of Prayer: Study of the Isra Mi’raj Verses in the Qur’an
Isra Mi’raj and the Privilage of Prayer: Study of the Isra Mi’raj Verses in the Qur’an
Background and Objectives: There is a growing tendency among some Muslims to neglect the obligatory five daily prayers, despite their fundamental status and unique virtues. One suc...
Abstract 1997: The Rac inhibitors HV-107 and HV-118 as potential therapeutics for metastatic breast cancer
Abstract 1997: The Rac inhibitors HV-107 and HV-118 as potential therapeutics for metastatic breast cancer
Abstract
Breast cancer is the first cause of death in women globally. Metastatic breast cancer is stimated to affect more than a quarter of million of women in the U...
Involvement of Rac in Fenretinide-Induced Apoptosis
Involvement of Rac in Fenretinide-Induced Apoptosis
Abstract
The synthetic retinoid N-(4-hydroxyphenyl)retinamide (4HPR) has shown potential as a chemopreventive and therapeutic agent. The ability of 4HPR to enhance p...
Effect of Nano-TiO2 and Polypropylene Fiber on Mechanical Properties and Durability of Recycled Aggregate Concrete
Effect of Nano-TiO2 and Polypropylene Fiber on Mechanical Properties and Durability of Recycled Aggregate Concrete
AbstractIn order to promote the engineering application of recycled concrete, the effects of PPF and nano-TiO2 dioxide on the mechanical properties and durability of recycled concr...
Pendekatan tafsir Tuan Guru Abdul Hadi Awang dalam berinteraksi dengan riwayat Isrā’iliyyāt
Pendekatan tafsir Tuan Guru Abdul Hadi Awang dalam berinteraksi dengan riwayat Isrā’iliyyāt
Interpretation scholars used Isrā’īliyyāt’s narration while interpreting qaṣaṣ al-Qur’ān by using different approaches such as narrating part of the Isrā’īliyyāt’s narration, focus...
METODE PENETAPAN OBJEK HUKUM ISLAM (MAHKUM FIH): (STUDI KASUS PADA PENENTUAN PERBUATAN HUKUM DALAM ATURAN LALU LINTAS)
METODE PENETAPAN OBJEK HUKUM ISLAM (MAHKUM FIH): (STUDI KASUS PADA PENENTUAN PERBUATAN HUKUM DALAM ATURAN LALU LINTAS)
Abstract
In this article the author describes material with the theme of mahkum fih, where mahkum fih itself is the act or act or behavior of mukallaf which is closely related to ...

