Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Mustafa Sabri Efendi’ye Göre Kurʾân Tercümelerinin Kelâmî Arka Planı

View through CrossRef
İslam düşüncesinde Kurʾân’ın farklı dillere tercüme edilmesine ilkesel bir itiraz bulunmamakla birlikte, namazda kıraati meşrulaştırmak amacıyla tercümelere Kurʾân statüsü atfetme çabaları, meseleyi problemli hâle getirmiştir. Bu yaklaşımların temelinde, Ebû Hanîfe’ye (ö. 150/767) isnad edilen Arapça dışında bir dil ile namaz kılmanın cevazına yönelik fetva ile Kurʾân’ı manadan ibaret kabul eden anlayış yer almaktadır. Böylece Kurʾân’da aslî unsur olarak mana kabul edilmek suretiyle, manaya tekabül eden her türlü lafız Allah’ın kelâmı olarak değerlendirilmektedir. Kurʾân’ın manadan ibaret olduğu düşüncesi, farklı dönemlerde bazı Hanefî fakihler tarafından tercüme ile kıraatı meşrulaştırmak amacıyla savunulmuş; XX. yüzyılda ise Mustafa el-Merâğî (ö. 1952) ve Ferîd Vecdî (ö. 1054) gibi Mısırlı âlim ve entelektüeller tarafından yeniden gündeme taşınmıştır. Söz konusu dönemde meselenin siyasî bir içerik taşıdığı yönündeki kaygılar da dikkate alındığında, tercüme ile kıraate cevaz veren bu anlayışlara yönelik kapsamlı ve sistematik bir eleştiri Mustafa Sabri Efendi (ö. 1954) tarafından dile getirilmiştir. Sabri’nin kadim gelenekten Kâsânî’ye (ö. 587/1191), modern dönemde ise Mustafa el-Merâğî ve Ferîd Vecdî’ye yönelttiği reddiyeler, bu eleştirilerin çerçevesini ortaya koymaktadır. Buna göre Mustafa Sabri, kelâm sıfatı ile kelâm-ı lafzî ve kelâm-ı nefsînin mahiyetine dair tahliller çerçevesinde, tercümelerin Kurʾân olarak nitelendirilemeyeceğini savunur. Ona göre kelâm sıfatı, dilsizliğin zıddı olarak Allah hakkında konuşmaya kâdir olmayı ifade ederken, kelâm-ı nefsî ise, bu sıfatın tezahürü olarak dış dünyada müşahhas bir varlık taşımayan, zihinde kâim olan mânayı ifade etmektedir. Bu itibarla ne kelâm sıfatının ne de kelâm-ı nefsînin tek başına kıraate konu edilmesi mümkündür. Kelâm sıfatını salt mânaya indirgeyerek Kurʾân’ın Arapça lafzını devre dışı görmek isabetli değildir. Zira Kurʾân, hem mânası hem de lafzıyla vahiydir. Lafzın dışlandığı bir tasavvurda Kurʾân’dan söz etmek mümkün değildir. Öte yandan Mustafa Sabri, tercüme ile kıraati savunanların iʿcâzın tercümelere intikal ettiği veya iʿcâz döneminin sona erdiği yönündeki iddialarına da karşı çıkar. Ona göre iʿcâz, ancak lafız ile mâna arasında vazgeçilmez bir bütünlük içerisinde anlam kazanmaktadır. Bu sebeple tercümeler ne iʿcâz vasfını taşıyabilir ne de Kurʾân statüsünde değerlendirilebilir. Bu bağlamda “Mustafa Sabri Efendi’ye Göre Kurʾân Tercümelerinin Kelâmi Arka Planı” konulu makale, “Klasik ve Modern Dönemde Kurʾân Tercümelerine Yönelik Yaklaşımlar, Mustafa Sabri’nin Kurʾân Tercümelerine Yaklaşım ve Mustafa Sabri’nin Tercümelere Yönelik Eleştirileri” olmak üzere üç ana başlık altında analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, tercümeleri Kurʾân mesabesinde değerlendiren yaklaşımlara karşı Mustafa Sabri’nin yönelttiği eleştirileri tahlil etmek ve bu eleştirilerin kelâm ilmi açısından tutarlılığını ortaya koymaktır. Tarihsel analiz, betimleme ve kavramsal çözümleme yöntemlerinin kullanıldığı çalışmada, kelâm ilmi açısından tercümelerin Kurʾân hükmünde değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Kelam Arastirmalari Dergisi (Journal of Kalam Studies)
Title: Mustafa Sabri Efendi’ye Göre Kurʾân Tercümelerinin Kelâmî Arka Planı
Description:
İslam düşüncesinde Kurʾân’ın farklı dillere tercüme edilmesine ilkesel bir itiraz bulunmamakla birlikte, namazda kıraati meşrulaştırmak amacıyla tercümelere Kurʾân statüsü atfetme çabaları, meseleyi problemli hâle getirmiştir.
Bu yaklaşımların temelinde, Ebû Hanîfe’ye (ö.
150/767) isnad edilen Arapça dışında bir dil ile namaz kılmanın cevazına yönelik fetva ile Kurʾân’ı manadan ibaret kabul eden anlayış yer almaktadır.
Böylece Kurʾân’da aslî unsur olarak mana kabul edilmek suretiyle, manaya tekabül eden her türlü lafız Allah’ın kelâmı olarak değerlendirilmektedir.
Kurʾân’ın manadan ibaret olduğu düşüncesi, farklı dönemlerde bazı Hanefî fakihler tarafından tercüme ile kıraatı meşrulaştırmak amacıyla savunulmuş; XX.
yüzyılda ise Mustafa el-Merâğî (ö.
1952) ve Ferîd Vecdî (ö.
1054) gibi Mısırlı âlim ve entelektüeller tarafından yeniden gündeme taşınmıştır.
Söz konusu dönemde meselenin siyasî bir içerik taşıdığı yönündeki kaygılar da dikkate alındığında, tercüme ile kıraate cevaz veren bu anlayışlara yönelik kapsamlı ve sistematik bir eleştiri Mustafa Sabri Efendi (ö.
1954) tarafından dile getirilmiştir.
Sabri’nin kadim gelenekten Kâsânî’ye (ö.
587/1191), modern dönemde ise Mustafa el-Merâğî ve Ferîd Vecdî’ye yönelttiği reddiyeler, bu eleştirilerin çerçevesini ortaya koymaktadır.
Buna göre Mustafa Sabri, kelâm sıfatı ile kelâm-ı lafzî ve kelâm-ı nefsînin mahiyetine dair tahliller çerçevesinde, tercümelerin Kurʾân olarak nitelendirilemeyeceğini savunur.
Ona göre kelâm sıfatı, dilsizliğin zıddı olarak Allah hakkında konuşmaya kâdir olmayı ifade ederken, kelâm-ı nefsî ise, bu sıfatın tezahürü olarak dış dünyada müşahhas bir varlık taşımayan, zihinde kâim olan mânayı ifade etmektedir.
Bu itibarla ne kelâm sıfatının ne de kelâm-ı nefsînin tek başına kıraate konu edilmesi mümkündür.
Kelâm sıfatını salt mânaya indirgeyerek Kurʾân’ın Arapça lafzını devre dışı görmek isabetli değildir.
Zira Kurʾân, hem mânası hem de lafzıyla vahiydir.
Lafzın dışlandığı bir tasavvurda Kurʾân’dan söz etmek mümkün değildir.
Öte yandan Mustafa Sabri, tercüme ile kıraati savunanların iʿcâzın tercümelere intikal ettiği veya iʿcâz döneminin sona erdiği yönündeki iddialarına da karşı çıkar.
Ona göre iʿcâz, ancak lafız ile mâna arasında vazgeçilmez bir bütünlük içerisinde anlam kazanmaktadır.
Bu sebeple tercümeler ne iʿcâz vasfını taşıyabilir ne de Kurʾân statüsünde değerlendirilebilir.
Bu bağlamda “Mustafa Sabri Efendi’ye Göre Kurʾân Tercümelerinin Kelâmi Arka Planı” konulu makale, “Klasik ve Modern Dönemde Kurʾân Tercümelerine Yönelik Yaklaşımlar, Mustafa Sabri’nin Kurʾân Tercümelerine Yaklaşım ve Mustafa Sabri’nin Tercümelere Yönelik Eleştirileri” olmak üzere üç ana başlık altında analiz edilmiştir.
Çalışmanın amacı, tercümeleri Kurʾân mesabesinde değerlendiren yaklaşımlara karşı Mustafa Sabri’nin yönelttiği eleştirileri tahlil etmek ve bu eleştirilerin kelâm ilmi açısından tutarlılığını ortaya koymaktır.
Tarihsel analiz, betimleme ve kavramsal çözümleme yöntemlerinin kullanıldığı çalışmada, kelâm ilmi açısından tercümelerin Kurʾân hükmünde değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

Related Results

Performance of Gladiolus Varieties Arka Amar and Arka Aayush in the Tribal Agency Areas of Alluri Sitaram Raj District of Andhra Pradesh
Performance of Gladiolus Varieties Arka Amar and Arka Aayush in the Tribal Agency Areas of Alluri Sitaram Raj District of Andhra Pradesh
An on-farm trial (OFT) for three years (2022-23, 2023-24, and 2024-25) was conducted by ICAR-ANGRAU, Krishi Vigyan Kendra, Kondempudi directly in farmers’ fields of five selected v...
MAKTÜL ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’NİN TORUNU NAKÎBÜ’L-EŞRÂF ABDULLAH EFENDİ’NİN HAYATI VE TEREKESİ
MAKTÜL ŞEYHÜLİSLÂM FEYZULLAH EFENDİ’NİN TORUNU NAKÎBÜ’L-EŞRÂF ABDULLAH EFENDİ’NİN HAYATI VE TEREKESİ
Osmanlı Devleti’nde “Feyzullah Efendizâdeler” olarak ün kazanmış Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin ailesi ve akrabaları, devletin üst düzey farklı birçok kademesinde görev almıştır....
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Kızılbaşlıkla İtham Edilen Bir Nakîbü’l-Eşrâf Seyyid Mahmut Efendi’nin Hayatı ve Şeceresi
Osmanlı Devleti’nde “Feyzullah Efendizâdeler” olarak ün kazanmış Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin ailesi, torunları, damatları ve akrabaları, ilmiye teşkilatı içerisinde birçok k...
Yâsin Sûresi 38. Âyet Bağlamında Bilimsel Tefsir –Mustafa Sabri Efendi ve Bazı Çağdaşlarının Yaklaşımı-
Yâsin Sûresi 38. Âyet Bağlamında Bilimsel Tefsir –Mustafa Sabri Efendi ve Bazı Çağdaşlarının Yaklaşımı-
Mustafa Sabri Efendi, Osmanlı’nın son dönem Şeyhülislamlarından biridir. Çok yönlü ve renkli bir kişiliğe sahip olan Mustafa Sabri Efendi’nin ilmî şahsiyeti de oldukça zengindir. İ...
Performance of Tomato Hybrids Arka Abhed and Arka Samrat in Visakhapatnam District of Andhra Pradesh, India
Performance of Tomato Hybrids Arka Abhed and Arka Samrat in Visakhapatnam District of Andhra Pradesh, India
The farmers of Visakhapatnam district were in a great need of best performing and high yielding tomato variety as the existing varieties are less yielders and highly succumb to pes...
Farmer participatory varietal evaluation of French bean in Western Ghats of Erode district, Tamil Nadu
Farmer participatory varietal evaluation of French bean in Western Ghats of Erode district, Tamil Nadu
French bean (Phaseolus vulgaris) is an important protein rich vegetable crop cultivated in Western Ghats of Erode district of Tamil Nadu. Farmer participatory on-farm trials were c...
Varda Köprüsü ve Mühendis Nicholas Mavrogordato Efendi
Varda Köprüsü ve Mühendis Nicholas Mavrogordato Efendi
Ahmet Nadir İşisağ'ın \"Varda Köprüsü ve Nicholas Mavrogordato Efendi\" adlı kitabı, Osmanlı döneminde demiryollarının önemini ve bu alanda çalışan mühendislerin yaşadıklarını konu...

Back to Top