Javascript must be enabled to continue!
MÜLTECİ BİR TİP OLARAK DİVAN ŞAİRİ
View through CrossRef
İnsan; akıl ve irade bakımından diğer varlıklardan üstün olarak yaratılmıştır. Bu yönüyle insan iyiyi kötüden ayırt edebilir, kısmen tabiata hükmedebilir. Kendisine sınırlı bir hayat verilmiş olan insanın daima acelesi vardır. İnsan hastalandığında tabiatın gücü ve ölüm karşısında çoğu zaman zayıf ve aciz bir varlık hâline gelir. Bu zor durumdan kurtulmak için sığınacak bir yer arar. Divan şairi emelleri, beklentileri, hayalleriyle sıradan bir insan kalıbına pek uymayan bir kişilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı toplumunda geleneksel eğitim anlayışıyla yetişen, İslam dairesinde günlük yaşantısını sürdüren şair; maddȋ ve manevȋ dilek, istek ve ihtiraslarının gerçekleşmemesi durumunda kime sığınmakta, hâlini kime arz etmektedir? Divan şairlerinin Allâh’a, Peygamber Muhammed’e, dört halifeye, tarikat büyüklerine, padişahlara ve devlet adamlarına, bazen kendileri gibi bir şaire iltica ettikleri ve şiirlerinde yeri geldikçe bu durumu dillendirdikleri görülmüştür. “İltica” sözüyle ilişkili olan mültecâ, melce, melâz, me’men, penâh, puşt gibi kavramlara da şiirlerde sıklıkla rastlanılmaktadır. Şairlerin, sevgilinin kapısına iltica ettiği gibi bazen bir uç örnek olarak rakibe bile iltica ettiği de görülmektedir. Şairlerin bazen bir züht elbisesi, bir meyhane köşesi, bir himmet kalesi, bir izzet ve ikbal binası gibi yerlere de iltica ettiği anlaşılmaktadır. Hatta şairlerin bazen iltica edecekleri bir yer ve kimse bulamadıkları için serzenişte bulunduklarına şahit olunmaktadır. Bu çalışmada divan şairinin mülteci bir tip olarak kime ve neye sığındığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
Title: MÜLTECİ BİR TİP OLARAK DİVAN ŞAİRİ
Description:
İnsan; akıl ve irade bakımından diğer varlıklardan üstün olarak yaratılmıştır.
Bu yönüyle insan iyiyi kötüden ayırt edebilir, kısmen tabiata hükmedebilir.
Kendisine sınırlı bir hayat verilmiş olan insanın daima acelesi vardır.
İnsan hastalandığında tabiatın gücü ve ölüm karşısında çoğu zaman zayıf ve aciz bir varlık hâline gelir.
Bu zor durumdan kurtulmak için sığınacak bir yer arar.
Divan şairi emelleri, beklentileri, hayalleriyle sıradan bir insan kalıbına pek uymayan bir kişilik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Osmanlı toplumunda geleneksel eğitim anlayışıyla yetişen, İslam dairesinde günlük yaşantısını sürdüren şair; maddȋ ve manevȋ dilek, istek ve ihtiraslarının gerçekleşmemesi durumunda kime sığınmakta, hâlini kime arz etmektedir? Divan şairlerinin Allâh’a, Peygamber Muhammed’e, dört halifeye, tarikat büyüklerine, padişahlara ve devlet adamlarına, bazen kendileri gibi bir şaire iltica ettikleri ve şiirlerinde yeri geldikçe bu durumu dillendirdikleri görülmüştür.
“İltica” sözüyle ilişkili olan mültecâ, melce, melâz, me’men, penâh, puşt gibi kavramlara da şiirlerde sıklıkla rastlanılmaktadır.
Şairlerin, sevgilinin kapısına iltica ettiği gibi bazen bir uç örnek olarak rakibe bile iltica ettiği de görülmektedir.
Şairlerin bazen bir züht elbisesi, bir meyhane köşesi, bir himmet kalesi, bir izzet ve ikbal binası gibi yerlere de iltica ettiği anlaşılmaktadır.
Hatta şairlerin bazen iltica edecekleri bir yer ve kimse bulamadıkları için serzenişte bulunduklarına şahit olunmaktadır.
Bu çalışmada divan şairinin mülteci bir tip olarak kime ve neye sığındığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
Related Results
A risky journey for Break-Induced Replication
A risky journey for Break-Induced Replication
Break Induced Replication (BIR) is one of the homologous recombination pathways to repair DNA double strand breaks. BIR plays important roles in main- taining genomic integrity. Fo...
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Ayrılık da Sevdaya Dahil: Özgür Bırakın
Bu kitap, iki yazarın ortak belleğinden süzülen; edebiyat, psikoloji ve varoluş düşüncesinin kesişim noktasında duran editöryel bir yüzleşmedir. Biz bu kitabı yazarken bir “hikâye ...
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
Kelâm İlminin Yeniden İnşası Bağlamında Fazlur Rahman’ın Kelâm Eleştirisi
İslam düşüncesinde Uṣûlü’d-dîn olarak ifade edilen Kelâm ilmi, inşâî bir ilim olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla Kelâm ilmi, teorik anlamda başlangıç olduğu gibi aynı zamanda sos...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...
Fransa’ya Mülteci Akını, Victor Hugo Kampı’nda Rus Mülteciler ve Fransızların Mülteci Ruslara Bakışı
Fransa’ya Mülteci Akını, Victor Hugo Kampı’nda Rus Mülteciler ve Fransızların Mülteci Ruslara Bakışı
Modern dünyanın yoğun olarak kullandığı sosyolojik terimlerin başında mülteci kavramı gelir. Mülteci kavramı, dairesine giren milletler arasında Ruslar da yer aldılar. Rusların büy...
Bu Kaybın Adı Mı Kader?
Bu Kaybın Adı Mı Kader?
Bazı kitaplar okunmak için yazılmaz; insanın içinden geçmesi için yazılır. Bu Kaybın Adı mı Kader? tam olarak böyledir. Okurunu bilgilendirmeyi değil, onu sarsmayı; rahatlatmayı de...
İbn Sînâ’da Ölüm ve Ötesi
İbn Sînâ’da Ölüm ve Ötesi
Bu makalede, İbn Sînâ’nın ölüm ve ötesine dair görüşlerinin ruh-beden ilişkisi bakımından felsefi bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ölüm ötesi hayatla ilgili konuların felsefi bir p...

