Javascript must be enabled to continue!
Nakşibendî Şeyhi Ahmed Kâsânî’nin Semâ Hakkındaki Düşünceleri
View through CrossRef
Semâ, öteden beri süregelen tartışmalara konu olmuş bir uygulamadır. Bazı âlimler semâyı haram sayarken bazıları semânın caiz olduğunu söylemişlerdir. Sûfîler de semâyı savunan müstakil risâleler kaleme almışlardır. Bu konuda eser yazan mutasavvıflardan biri de Ahmed Kâsânî’dir. Kâsânî, 16. Yüzyılda Orta Asya’da yaşamış Nakşîbendiyye tarikatına mensup bir sûfîdir. Mahdûm-ı a’zam olarak bilinen Kâsânî, Ubeydullah Ahrâr’ın halifelerinden Muhammed Kādî Semerkandî’nin yanında tasavvufî eğitimini almıştır. Kâsânî, birçok Farsça eser kaleme almıştır. Vahdet-i vücûdu benimseyen Kâsânî, eserlerinde Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin Mes̱nevî’sinden çokça iktibasta bulunmuştur. Yaşadığı dönemde birçok mühim şahsiyet ona iltifat etmiştir. Dönemin önemli siyasî figürlerinden Şeybânî hükümdarı Ubeydullah Han da ona yakınlık göstermiştir. Hükümdar, ondan istifade etmek için Kâsânî’ye bir ev tahsis etmiştir. Kâsânî, devlet adamlarından aldığı destek ve sûfî kişiliği sayesinde, Nakşibendiyye tarikatının Orta Asya ve Doğu Türkistan’da yayılmasında etkili bir rol oynamıştır. Nitekim kendisinden sonra gelen takipçileri Nakşibendî Kâsânîler olarak anılmıştır. Kâsâniyye’nin bazı temsilcileri İstanbul’a kadar gelip tarikatın prensiplerini ve faaliyetlerini yaygınlaştırma çabasında olmuşlardır. Tüm bu bilgiler, Kâsânî’nin çok geniş bir coğrafyada etkili olan önemli bir şahsiyet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bilindiği üzere, Nakşibendiyye tarikatı genel olarak semâya karşı katı bir tutum sergilememekle birlikte, bu konuda genellikle ihtiyatlı ve mesafeli bir yaklaşım benimsemiştir. Ancak Ahmed Kâsânî bu anlayıştan ayrılarak semâyı savunmuş ve bu konudaki görüşlerini Risâle-i Semâ’iyye adlı eserinde kaleme almıştır. Tarikatından farklı bir görüş geliştirmesi, Kâsânî’nin eserinin önemini ortaya koymaktadır. Ancak Kâsânî, Türkiye’de yaygın bir tarikat olan Nakşibendiyye’ye mensup olduğu halde hayatı ve fikirleri hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Bu makalenin amacı Risâle-yi Semâ’iyye’yi merkeze alarak Ahmed Kâsânî’nin semâ anlayışını incelemektir. Böylece alanda Ahmed-i Kâsâni hakkında bulunan eksiklik bir nebze de olsa giderilecektir. Kâsânî, risâlesinde semâ ile ilgili bilgi vermeden önce tasavvuf ehlinin şeriata uyduğunu ve silsilelerinin Hz. Peygamber’e ulaştığını söylemiştir. Ayrıca o, risâlesinin başında tasavvufa ön yargıyla yaklaşan bazı kimselerin olduğunu belirtmiştir. O, bu fikirde olan kimselerin risâlesini okuması halinde düşüncelerinden vazgeçeceklerini ifade etmiştir. Bu girişten sonra semâ ile ilgili bilgi verilmeye başlanmıştır. Eserde semânın manevi eğitime faydaları, semânın hükmü ve semânın ne zamandan itibaren sûfîler arasında yaygınlaştığı konularına değinilmiştir. Çalışma, Kâsânî’nin semâyı öncelikle ilk sûfîlerin sözleri, uygulamaları ve aklî delillerle temellendirdiğini ortaya koymaktadır. Onun özellikle Cüneyd-i Bağdâdî’nin fikirlerine büyük önem verdiği ve semânın Bağdâdî ile sûfîler arasında yaygınlaştığını ifade ettiği belirlenmiştir. Semâ ile ilgili mutasavvıflara yapılan eleştirilerden dolayı müellifin sık sık sûfîlerin şeriata bağlılığını vurguladığı görülmüştür. Kâsânî, semâyı tasavvufî eğitimin vazgeçilmez prensiplerinden biri olarak benimsemiştir. Ancak Kâsânî semânın herkes için faydalı olduğu görüşünde değildir. O, nefsani duyguları canlandırması durumunda semânın caiz olmadığının altını özellikle çizmiştir.
Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Title: Nakşibendî Şeyhi Ahmed Kâsânî’nin Semâ Hakkındaki Düşünceleri
Description:
Semâ, öteden beri süregelen tartışmalara konu olmuş bir uygulamadır.
Bazı âlimler semâyı haram sayarken bazıları semânın caiz olduğunu söylemişlerdir.
Sûfîler de semâyı savunan müstakil risâleler kaleme almışlardır.
Bu konuda eser yazan mutasavvıflardan biri de Ahmed Kâsânî’dir.
Kâsânî, 16.
Yüzyılda Orta Asya’da yaşamış Nakşîbendiyye tarikatına mensup bir sûfîdir.
Mahdûm-ı a’zam olarak bilinen Kâsânî, Ubeydullah Ahrâr’ın halifelerinden Muhammed Kādî Semerkandî’nin yanında tasavvufî eğitimini almıştır.
Kâsânî, birçok Farsça eser kaleme almıştır.
Vahdet-i vücûdu benimseyen Kâsânî, eserlerinde Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin Mes̱nevî’sinden çokça iktibasta bulunmuştur.
Yaşadığı dönemde birçok mühim şahsiyet ona iltifat etmiştir.
Dönemin önemli siyasî figürlerinden Şeybânî hükümdarı Ubeydullah Han da ona yakınlık göstermiştir.
Hükümdar, ondan istifade etmek için Kâsânî’ye bir ev tahsis etmiştir.
Kâsânî, devlet adamlarından aldığı destek ve sûfî kişiliği sayesinde, Nakşibendiyye tarikatının Orta Asya ve Doğu Türkistan’da yayılmasında etkili bir rol oynamıştır.
Nitekim kendisinden sonra gelen takipçileri Nakşibendî Kâsânîler olarak anılmıştır.
Kâsâniyye’nin bazı temsilcileri İstanbul’a kadar gelip tarikatın prensiplerini ve faaliyetlerini yaygınlaştırma çabasında olmuşlardır.
Tüm bu bilgiler, Kâsânî’nin çok geniş bir coğrafyada etkili olan önemli bir şahsiyet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bilindiği üzere, Nakşibendiyye tarikatı genel olarak semâya karşı katı bir tutum sergilememekle birlikte, bu konuda genellikle ihtiyatlı ve mesafeli bir yaklaşım benimsemiştir.
Ancak Ahmed Kâsânî bu anlayıştan ayrılarak semâyı savunmuş ve bu konudaki görüşlerini Risâle-i Semâ’iyye adlı eserinde kaleme almıştır.
Tarikatından farklı bir görüş geliştirmesi, Kâsânî’nin eserinin önemini ortaya koymaktadır.
Ancak Kâsânî, Türkiye’de yaygın bir tarikat olan Nakşibendiyye’ye mensup olduğu halde hayatı ve fikirleri hakkında çok az bilgi bulunmaktadır.
Bu makalenin amacı Risâle-yi Semâ’iyye’yi merkeze alarak Ahmed Kâsânî’nin semâ anlayışını incelemektir.
Böylece alanda Ahmed-i Kâsâni hakkında bulunan eksiklik bir nebze de olsa giderilecektir.
Kâsânî, risâlesinde semâ ile ilgili bilgi vermeden önce tasavvuf ehlinin şeriata uyduğunu ve silsilelerinin Hz.
Peygamber’e ulaştığını söylemiştir.
Ayrıca o, risâlesinin başında tasavvufa ön yargıyla yaklaşan bazı kimselerin olduğunu belirtmiştir.
O, bu fikirde olan kimselerin risâlesini okuması halinde düşüncelerinden vazgeçeceklerini ifade etmiştir.
Bu girişten sonra semâ ile ilgili bilgi verilmeye başlanmıştır.
Eserde semânın manevi eğitime faydaları, semânın hükmü ve semânın ne zamandan itibaren sûfîler arasında yaygınlaştığı konularına değinilmiştir.
Çalışma, Kâsânî’nin semâyı öncelikle ilk sûfîlerin sözleri, uygulamaları ve aklî delillerle temellendirdiğini ortaya koymaktadır.
Onun özellikle Cüneyd-i Bağdâdî’nin fikirlerine büyük önem verdiği ve semânın Bağdâdî ile sûfîler arasında yaygınlaştığını ifade ettiği belirlenmiştir.
Semâ ile ilgili mutasavvıflara yapılan eleştirilerden dolayı müellifin sık sık sûfîlerin şeriata bağlılığını vurguladığı görülmüştür.
Kâsânî, semâyı tasavvufî eğitimin vazgeçilmez prensiplerinden biri olarak benimsemiştir.
Ancak Kâsânî semânın herkes için faydalı olduğu görüşünde değildir.
O, nefsani duyguları canlandırması durumunda semânın caiz olmadığının altını özellikle çizmiştir.
Related Results
Pooled analysis of WHO Surgical Safety Checklist use and mortality after emergency laparotomy
Pooled analysis of WHO Surgical Safety Checklist use and mortality after emergency laparotomy
Abstract
Background
The World Health Organization (WHO) Surgical Safety Checklist has fostered safe practice for 10 years, yet i...
Global economic burden of unmet surgical need for appendicitis
Global economic burden of unmet surgical need for appendicitis
Abstract
Background
There is a substantial gap in provision of adequate surgical care in many low- and middle-income countries. ...
Impact of opioid-free analgesia on pain severity and patient satisfaction after discharge from surgery: multispecialty, prospective cohort study in 25 countries
Impact of opioid-free analgesia on pain severity and patient satisfaction after discharge from surgery: multispecialty, prospective cohort study in 25 countries
Abstract
Background
Balancing opioid stewardship and the need for adequate analgesia following discharge after surgery is challe...
Burnout among surgeons before and during the SARS-CoV-2 pandemic: an international survey
Burnout among surgeons before and during the SARS-CoV-2 pandemic: an international survey
Abstract
Background
SARS-CoV-2 pandemic has had many significant impacts within the surgical realm, and surgeons have bee...
Laparoscopy in management of appendicitis in high-, middle-, and low-income countries: a multicenter, prospective, cohort study
Laparoscopy in management of appendicitis in high-, middle-, and low-income countries: a multicenter, prospective, cohort study
Abstract
Background
Appendicitis is the most common abdominal surgical emergency worldwide. Differences between high- and low-income settings in the...
Predicting opioid consumption after surgical discharge: a multinational derivation and validation study using a foundation model
Predicting opioid consumption after surgical discharge: a multinational derivation and validation study using a foundation model
Abstract
Opioids are frequently overprescribed after surgery. We applied a tabular foundation model to predict the risk of post-discharge opi...
SULTAN HÜSEYİN BAYKARA DÖNEMİ DERVİŞ ALİ İSYANI (1492-1493)
SULTAN HÜSEYİN BAYKARA DÖNEMİ DERVİŞ ALİ İSYANI (1492-1493)
Sultan Hüseyin Baykara (1438-1506), Timurlu devletinin kurucusu Emir Timur’un haleflerinden olup, Timurluların Horasan’daki (1469-1506) son hükümdarıdır. Sultan Hüseyin Baykara’nın...
Eleştirinin Eleştirisi: Tâcîzâde Cafer Çelebi’nin Heves-nâme’sindeki Şeyhî ve Ahmed Paşa Eleştirilerine Latîfî’nin Cevabı
Eleştirinin Eleştirisi: Tâcîzâde Cafer Çelebi’nin Heves-nâme’sindeki Şeyhî ve Ahmed Paşa Eleştirilerine Latîfî’nin Cevabı
Latîfî, tezkiresindeki incelikli eleştirileri ile dikkat çeken, önemli bir edebiyat eleştirmenidir. Ele aldığı pek çok şairi edebî seviyeleri ve şiirinin niteliği açısından değerle...

