Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

MUHAMMED TÂHİR BİN ÂŞÛR’DA MAKÂSID VE MASLAHATIN KISIMLARI

View through CrossRef
Cüveynî (ö. 478) ve Gazâlî (ö. 505) ile başlayan, Şâtıbi (ö. 790) ile ilerleme kaydeden ve modern dönemde ise İbn Âşûr ile kısmen sınırları çizilmeye çalışılan makâsıd ve maslahat konusu önemli olup çeşitli açılardan tasnif edilmeye çalışılmıştır. Klasik dönemde makasıd ve maslahat kavramları farklı tasniflere tabi tutulmuş ve bazı tasnifler usulcüler arasında genel kabul görmüştür. Cüveynî maslahatları tasnif ederek bir başlangıç yapmış, ardından öğrencisi Gazâlî maslahatları zaruri, hâci ve tahsîni olmak üzere üç kısma ayırmıştır. Zaruri maslahatları da beş temel maksada bölmüştür. Bu tasnif genel kabul görmüş ve yaygınlık kazanmıştır. Şâtıbi ile yeniden gündeme gelen bu konu farklı bir tasnife daha tutularak aslî ve tabi, mükellefin maksadı, Şâri’in maksadı gibi kısımlara ayrılmıştır. Bu makale Şâtıbî sonrası makâsıd ve maslahatın kısımlara ayrılmasında İbn Âşûr’un nasıl bir tasnife yöneldiği ve bunun arka planı irdelenmeye çalışılmış, İbn Âşûr’un Makâsıdu’ş-Şerîati’l-İslamiyye adlı eseri üzerinden yapmış olduğu taksimler belirlenip açıklanmaya gayret edilmiştir. Neticede Tâhir bin Âşûr’un kendisinden önceki bu tasnifleri de göz önüne alarak makâsıdın taksimatı meselesini yeniden ele aldığı ve maksatları kısımlar ve çeşitler şeklinde iki farklı başlık altında işlediği görülmüştür. Kısımlarını ise kat’î zannî ve külli cüz’i şeklinde, çeşitlerini ise gerçek ve genel örfî maksatlar adı altında incelediği anlaşılmıştır. O Maslahatları da kendisine ihtiyaç duyulma, ümmeti ilgilendirme ve tespit edilme açısından üç kısma ayırmıştır. İbn Âşûr’un makâsıd ve maslahatı taksim etme mantığının özüne bakıldığında makâsıdı bir ilim dalı ve içtihat yöntemi haline getirme arzusunun yattığı tespit edilmiştir. Nitekim eserinin başında ve birçok yerinde bu konu mükerrer bir şekilde zikredilmiştir.
Title: MUHAMMED TÂHİR BİN ÂŞÛR’DA MAKÂSID VE MASLAHATIN KISIMLARI
Description:
Cüveynî (ö.
478) ve Gazâlî (ö.
505) ile başlayan, Şâtıbi (ö.
790) ile ilerleme kaydeden ve modern dönemde ise İbn Âşûr ile kısmen sınırları çizilmeye çalışılan makâsıd ve maslahat konusu önemli olup çeşitli açılardan tasnif edilmeye çalışılmıştır.
Klasik dönemde makasıd ve maslahat kavramları farklı tasniflere tabi tutulmuş ve bazı tasnifler usulcüler arasında genel kabul görmüştür.
Cüveynî maslahatları tasnif ederek bir başlangıç yapmış, ardından öğrencisi Gazâlî maslahatları zaruri, hâci ve tahsîni olmak üzere üç kısma ayırmıştır.
Zaruri maslahatları da beş temel maksada bölmüştür.
Bu tasnif genel kabul görmüş ve yaygınlık kazanmıştır.
Şâtıbi ile yeniden gündeme gelen bu konu farklı bir tasnife daha tutularak aslî ve tabi, mükellefin maksadı, Şâri’in maksadı gibi kısımlara ayrılmıştır.
Bu makale Şâtıbî sonrası makâsıd ve maslahatın kısımlara ayrılmasında İbn Âşûr’un nasıl bir tasnife yöneldiği ve bunun arka planı irdelenmeye çalışılmış, İbn Âşûr’un Makâsıdu’ş-Şerîati’l-İslamiyye adlı eseri üzerinden yapmış olduğu taksimler belirlenip açıklanmaya gayret edilmiştir.
Neticede Tâhir bin Âşûr’un kendisinden önceki bu tasnifleri de göz önüne alarak makâsıdın taksimatı meselesini yeniden ele aldığı ve maksatları kısımlar ve çeşitler şeklinde iki farklı başlık altında işlediği görülmüştür.
Kısımlarını ise kat’î zannî ve külli cüz’i şeklinde, çeşitlerini ise gerçek ve genel örfî maksatlar adı altında incelediği anlaşılmıştır.
O Maslahatları da kendisine ihtiyaç duyulma, ümmeti ilgilendirme ve tespit edilme açısından üç kısma ayırmıştır.
İbn Âşûr’un makâsıd ve maslahatı taksim etme mantığının özüne bakıldığında makâsıdı bir ilim dalı ve içtihat yöntemi haline getirme arzusunun yattığı tespit edilmiştir.
Nitekim eserinin başında ve birçok yerinde bu konu mükerrer bir şekilde zikredilmiştir.

Related Results

Asur Belgelerinde Kimmerler
Asur Belgelerinde Kimmerler
Konar-göçer bir topluluk olan Kimmerler, İskitler tarafından yurtlarından edilince güneye ve batıya doğru göç hareketine başlamışlardır. Güney yönünde göç eden Kimmerler Urartu ve ...
ASUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞINDA ANADOLU’DA BABİL MODASI
ASUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞINDA ANADOLU’DA BABİL MODASI
Asur medeniyeti, Anadolu’nun kaynaklarına ulaşmak için Anadolu’ya ticaret kolonileri kurmuş ve bunu iki yüz yıl boyunca kurumsallaştırarak sürdürmüştür. Asurlu tüccarlar, büyük ora...
Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’nda Naat
Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’nda Naat
Temel kaynağı Kur’ân-ı Kerim ve hadisler olan Divan şiirinin belli başlı konularından biri Hz. Muhammed’dir. İnsanoğlu için yaşam mürşidi ve şefaat kaynağı olması sebebiyle Hz. Muh...
İslami Modernizmden Otoriteryenizmin Kuramlaştırılmasına
İslami Modernizmden Otoriteryenizmin Kuramlaştırılmasına
Modernist İslami reformcular, yirminci yüzyılın başından itibaren “İslam hukukunun hedefleri” yani makâsıdü’ş-şerîa sayısını arttıran önerilerde bulunmuş, makâsıd odaklı yaklaşım k...
İzz Bin Abdüsselâm’ın Tasavvuf Anlayışı
İzz Bin Abdüsselâm’ın Tasavvuf Anlayışı
Bu çalışma, İzz Bin Abdüsselâm'ın tasavvuf anlayışını incelemektedir. İzz Bin Abdüsselâm, fıkıh, müfessirlik ve muhaddislik gibi alanlarda tanınan bir alim-sufi olarak bilinmektedi...
Ebû Hanîfe’de Makâsıdî Tefsir
Ebû Hanîfe’de Makâsıdî Tefsir
Makâsıdî tefsir üzerine son dönemlerde ilgi artmış ve bu alana dair önemli çalışmalar ortaya konulmuştur. Yapılan çalışmaların önemli bir bölümünü literatür tanıtımları ve fıkıh me...
Doutoramento Honoris Causa Sua Alteza o Xeque Doutor Sultan bin Muhammad bin Saqr bin Khalid bin Sultan bin Saqr bin Rashid
Doutoramento Honoris Causa Sua Alteza o Xeque Doutor Sultan bin Muhammad bin Saqr bin Khalid bin Sultan bin Saqr bin Rashid
Este volume reúne os textos dos discursos proferidos na cerimónia de doutoramento honoris causa em Letras atribuído pela Universidade de Coimbra a Sua Alteza o Xeque Doutor Sultan ...
MUHTELİF ÂLİMLERİN SÜNNET TAKSİMATI VE SÜNNETİN BAĞLAYICILIĞI –İBN‘ÂŞÛR ÖRNEĞİ–
MUHTELİF ÂLİMLERİN SÜNNET TAKSİMATI VE SÜNNETİN BAĞLAYICILIĞI –İBN‘ÂŞÛR ÖRNEĞİ–
Sünnetin bağlayıcılığı meselesi, geçmişten günümüze kadar birçok âlimin üzerinde düşündüğü ve çeşitli değerlendirmeler yaptığı bir konudur. Çünkü sünnet, İslâm dinini insanlara teb...

Back to Top