Javascript must be enabled to continue!
Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu: Moleküler Patogenezi ve Tedavi Stratejileri
View through CrossRef
Yaşlanma, hücresel ve moleküler düzeyde meydana gelen değişiklikler sonucunda organizmanın fizyolojik işlevlerinde ilerleyici kayıplarla karakterize karmaşık bir biyolojik süreçtir. Progeroid sendromlar (PS), fizyolojik yaşlanma sürecini erken yaşlarda taklit eden nadir genetik hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Bu sendromlardan etkilenen bireylerde normal yaşlanmaya özgü belirtiler çok daha erken ortaya çıkmakta ve bireyler kronolojik yaşlarından daha yaşlı bir görünüm sergilemektedir. Progeroid sendromların en iyi bilinen örneği olan Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu (HGPS), genetik mutasyonlar sonucunda gelişen, çocukluk döneminde başlayan ve hızlı yaşlanma ile karakterize son derece nadir ve ilerleyici genetik bir hastalıktır. Nükleer laminanın önemli bir bileşeni olan Lamin A (LMNA) geninde ortaya çıkan bir de novo mutasyon, Lamin A’nın anormal ve farnesillenmiş formu olan progerin olarak adlandırılan mutant bir proteinin birikimine neden olmaktadır. Progerin birikimi, nükleer disfonksiyona, genomik instabiliteye, epigenetik değişikliklere, telomer kısalmasına ve erken hücresel senesense yol açmaktadır. Fenotipik olarak hastalar büyüme geriliği, alopesi, skleroderma benzeri cilt lezyonları, osteoliz ve ateroskleroz göstermekte, yaşamın ikinci on yılında miyokard enfarktüsü veya inme gibi kardiyovasküler komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Günümüzde HGPS için kesin bir tedavi bulunmamakla birlikte, hastalığın moleküler temellerinin aydınlatılması yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Farnesiltransferaz inhibitörü olan lonafarnibin FDA onayı alması, HGPS tedavisinde önemli bir dönüm noktası olmuş ve hastaların yaşam süresinde anlamlı artış sağladığı gösterilmiştir. Özellikle LMNA genindeki mutasyonun tanımlanması ve progerinin hastalık patogenezindeki rolünün anlaşılması, hedefe yönelik terapötik yaklaşımların geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Bu bölümde Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu’nun genetik ve moleküler temelleri, hastalığın patogenezi, klinik özellikleri, tanı yöntemleri, güncel tedavi yaklaşımları ve gelecekte klinik uygulamaya aktarılma potansiyeli taşıyan yenilikçi tedavi stratejileri ele alınacaktır.
Title: Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu: Moleküler Patogenezi ve Tedavi Stratejileri
Description:
Yaşlanma, hücresel ve moleküler düzeyde meydana gelen değişiklikler sonucunda organizmanın fizyolojik işlevlerinde ilerleyici kayıplarla karakterize karmaşık bir biyolojik süreçtir.
Progeroid sendromlar (PS), fizyolojik yaşlanma sürecini erken yaşlarda taklit eden nadir genetik hastalıklar olarak tanımlanmaktadır.
Bu sendromlardan etkilenen bireylerde normal yaşlanmaya özgü belirtiler çok daha erken ortaya çıkmakta ve bireyler kronolojik yaşlarından daha yaşlı bir görünüm sergilemektedir.
Progeroid sendromların en iyi bilinen örneği olan Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu (HGPS), genetik mutasyonlar sonucunda gelişen, çocukluk döneminde başlayan ve hızlı yaşlanma ile karakterize son derece nadir ve ilerleyici genetik bir hastalıktır.
Nükleer laminanın önemli bir bileşeni olan Lamin A (LMNA) geninde ortaya çıkan bir de novo mutasyon, Lamin A’nın anormal ve farnesillenmiş formu olan progerin olarak adlandırılan mutant bir proteinin birikimine neden olmaktadır.
Progerin birikimi, nükleer disfonksiyona, genomik instabiliteye, epigenetik değişikliklere, telomer kısalmasına ve erken hücresel senesense yol açmaktadır.
Fenotipik olarak hastalar büyüme geriliği, alopesi, skleroderma benzeri cilt lezyonları, osteoliz ve ateroskleroz göstermekte, yaşamın ikinci on yılında miyokard enfarktüsü veya inme gibi kardiyovasküler komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Günümüzde HGPS için kesin bir tedavi bulunmamakla birlikte, hastalığın moleküler temellerinin aydınlatılması yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine olanak sağlamıştır.
Farnesiltransferaz inhibitörü olan lonafarnibin FDA onayı alması, HGPS tedavisinde önemli bir dönüm noktası olmuş ve hastaların yaşam süresinde anlamlı artış sağladığı gösterilmiştir.
Özellikle LMNA genindeki mutasyonun tanımlanması ve progerinin hastalık patogenezindeki rolünün anlaşılması, hedefe yönelik terapötik yaklaşımların geliştirilmesine olanak sağlamıştır.
Bu bölümde Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu’nun genetik ve moleküler temelleri, hastalığın patogenezi, klinik özellikleri, tanı yöntemleri, güncel tedavi yaklaşımları ve gelecekte klinik uygulamaya aktarılma potansiyeli taşıyan yenilikçi tedavi stratejileri ele alınacaktır.
Related Results
A non-canonical cGAS-STING pathway drives cellular and organismal aging
A non-canonical cGAS-STING pathway drives cellular and organismal aging
Abstract
Accumulation of cytosolic DNA has emerged as a hallmark of aging, inducing sterile inflammation. STING (Stimulator of Interferon Genes) protein translates ...
Nadir Hastalıklar: Moleküler Patogenez, Genetik Tanı ve Hedefe Yönelik Tedavi Stratejileri
Nadir Hastalıklar: Moleküler Patogenez, Genetik Tanı ve Hedefe Yönelik Tedavi Stratejileri
Nadir hastalıklar, her biri düşük prevalansa sahip olmasına karşın, toplamda dünya genelinde yüz milyonlarca bireyi etkileyen, büyük çoğunluğu genetik kökenli, yüksek fenotipik ve ...
Nadir Hastalıkların Klinik Sistem Temelli Sınıflandırılması: Modern Moleküler Biyoloji, Sistem Biyolojisi ve Translasyonel Tıp Perspektifleri
Nadir Hastalıkların Klinik Sistem Temelli Sınıflandırılması: Modern Moleküler Biyoloji, Sistem Biyolojisi ve Translasyonel Tıp Perspektifleri
Nadir hastalıklar, düşük prevalanslarına rağmen yüksek klinik heterojenite, multisistemik tutulum, tanısal gecikmeler ve sınırlı tedavi seçenekleri nedeniyle modern biyomedikal ara...
SAĞLIK & BİLİM 2025: Kanserin Moleküler Temelleri
SAĞLIK & BİLİM 2025: Kanserin Moleküler Temelleri
İÇİNDEKİLER/BÖLÜMLER
KANSERİN TEMEL ÖZELLİKLERİ: ONKOGENLER VE TÜMÖR BASKILAYICI GENLER 8
Hamide DOĞAN, Erkan ALABAŞ, Ahmet Ata ÖZÇİMEN
KANSER GELİŞİMİNDEKİ MOLEKÜLER MEKANİZMALAR ...
Progéria de Hutchinson-Gilford : identification de biomarqueurs et exploration préclinique de nouvelles approches thérapeutiques
Progéria de Hutchinson-Gilford : identification de biomarqueurs et exploration préclinique de nouvelles approches thérapeutiques
La progéria ou HGPS (Hutchinson-Gilford progeria syndrome) est une maladie caractérisée par un vieillissement prématuré et accéléré extrêmement rare. Son incidence est estimée à en...
H09 Sir Jonathan Hutchinson’s melanotic whitlow: evolution of Hutchinson’s sign
H09 Sir Jonathan Hutchinson’s melanotic whitlow: evolution of Hutchinson’s sign
Abstract
‘It needs sometimes, the eye of faith to recognize the narrow band of black which borders the inflamed part’. – Hutchinson J. Notes towards the formation of...
George Evelyn Hutchinson’s legacy in modern ecology and limnology
George Evelyn Hutchinson’s legacy in modern ecology and limnology
George Evelyn Hutchinson is recognised as one of the best limnologists and ecologists of the 20th century, whose contributions have been key for the development of modern ecology a...
SAĞLIK & BİLİM 2025: Güncel Tıp -I
SAĞLIK & BİLİM 2025: Güncel Tıp -I
HİPOFİZ HASTALIKLARINDA GÜNCEL TANI VE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI 9
Serdar OLT
MULTİNODÜLER GUATR HASTALIĞININ TEDAVİSİNDE GÜNCEL UYGULAMA VE YAKLAŞIMLAR 29
Hüseyin PÜLAT
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA...

