Javascript must be enabled to continue!
Ömer Nasuhi Bilmen’in Muâviye Savunusu -Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları Özelinde-
View through CrossRef
Muâviye b. Ebî Süfyân, İslâm tarihinde ilk saltanat sistemini başlatan, siyasi liderliği ve dinî konumuyla İslâm toplumunun şekillenmesinde derin izler bırakan tartışmalı figürlerden biridir. Onun döneminde Müslümanlar arasında vuku bulan fitne hadiseleri, siyasî ve mezhepsel ayrışmaların başlangıcı olarak kabul edilir. Onun sahabe statüsü ve dinî uygulamaları, İslâm düşünce ekolleri tarafından değişik şekillerde ele alınıp incelenmiştir. Ömer Nasuhi Bilmen, Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları adlı eserinde Muâviye’yi sahabe olması dolayısıyla saygıyla anmış ve hakkında ağır eleştirilerde bulunmayı uygun görmemiştir. Polemik yaratmak yerine Sünnî akideye mensup kimselerin inançlarını pekiştirme ve sağlam bir itikadî temel inşa etme amacı gütmüştür. O, Muâviye’nin sahabeden olduğunu dolayısıyla Ehl-i sünnet akidesine göre adaletli ve güvenilir olması gerektiğini izah ederek ona yönelik aşırı eleştirilerin kişinin itikadına zarar vereceğini vurgulamıştır. Bilmen, ayet, hadis ve İslâm âlimlerinin düşüncelerine sıkça atıfta bulunmuş, konuyu yalnızca teorik bir çerçevede değil, tarihsel bağlamıyla birlikte ele almıştır. Sünnî itikada ters düşen fikirleri reddederken, sert bir dil kullanmaktan çekinmiş bunun yerine daha açıklayıcı ve ikna edici bir üslup tercih etmiştir. Ona göre Muâviye, Hz. Osman’ın katlinin ardından adaletin tesis edilmesi gerektiğini gerekçe göstererek halife Hz. Ali’ye karşı muhalefetini açıkça dile getirmiş ve sonuçta İslâm dünyasında siyasi ayrılıklar ve kutuplaşmalar ortaya çıkmıştır. Söz konusu ayrılıklar, Emevîler, Şiîler ve Hâricîler gibi muhtelif grupların doğuşuna zemin hazırlamış ve İslâm toplumunda uzun süreli bir etkisi olan fırkalaşma sürecinin çıkışını hızlandırmıştır. Bilmen, Hz. Ali ve Muâviye arasında meydana gelen Sıffin Savaşı ve Cemel Vakası gibi hadiselere neden olan tarihî ve insani faktörlere dikkat çekerek tarafların niyetlerine dair kesin hüküm vermekten kaçınmış, her iki tarafın da içtihat ettiğini ve hakikati aradığını ifade etmiştir. O, Muâviye’nin dönemin siyasî ve toplumsal dengelerini gözeterek oğlu Yezid’i veliaht tayin ettiğini ve böylece olası fitnelerin önüne geçtiğini belirtmiştir. Bilmen açısından Muâviye, iç savaşların yıprattığı bir toplumda siyasi istikrarı ve birliği tesis eden, İslâm’ın sınırlarını genişleten, idari reformlara öncülük yapan ve toplumsal barışı yeniden inşa eden dinî ve siyasi bir lider olup adaletli ve güvenilir bir şahsiyettir. Bu çalışmada, İslâm tarihinde tartışmalı bir figür olan Muâviye b. Ebî Süfyân’ın sahabe statüsü ve liderliği üzerine farklı yaklaşımlar incelenmekte; söz konusu yaklaşımlar yalnızca tarihsel hadiselerin değerlendirmesiyle sınırlı kalmayıp, ayrıca mezhebî farklılıkların oluşumunda belirleyici rol oynayan itikadî ve siyasî tutumları da yansıtmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda çalışmada geleneksel Sünnî düşünce içerisinde önemli bir konuma sahip olan Ömer Nasuhi Bilmen’in itikadî ve siyasî perspektifi üzerinden bu tartışmaların dinî ve tarihî boyutlarına ışık tutulması amaçlanmaktadır.
Title: Ömer Nasuhi Bilmen’in Muâviye Savunusu -Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları Özelinde-
Description:
Muâviye b.
Ebî Süfyân, İslâm tarihinde ilk saltanat sistemini başlatan, siyasi liderliği ve dinî konumuyla İslâm toplumunun şekillenmesinde derin izler bırakan tartışmalı figürlerden biridir.
Onun döneminde Müslümanlar arasında vuku bulan fitne hadiseleri, siyasî ve mezhepsel ayrışmaların başlangıcı olarak kabul edilir.
Onun sahabe statüsü ve dinî uygulamaları, İslâm düşünce ekolleri tarafından değişik şekillerde ele alınıp incelenmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen, Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları adlı eserinde Muâviye’yi sahabe olması dolayısıyla saygıyla anmış ve hakkında ağır eleştirilerde bulunmayı uygun görmemiştir.
Polemik yaratmak yerine Sünnî akideye mensup kimselerin inançlarını pekiştirme ve sağlam bir itikadî temel inşa etme amacı gütmüştür.
O, Muâviye’nin sahabeden olduğunu dolayısıyla Ehl-i sünnet akidesine göre adaletli ve güvenilir olması gerektiğini izah ederek ona yönelik aşırı eleştirilerin kişinin itikadına zarar vereceğini vurgulamıştır.
Bilmen, ayet, hadis ve İslâm âlimlerinin düşüncelerine sıkça atıfta bulunmuş, konuyu yalnızca teorik bir çerçevede değil, tarihsel bağlamıyla birlikte ele almıştır.
Sünnî itikada ters düşen fikirleri reddederken, sert bir dil kullanmaktan çekinmiş bunun yerine daha açıklayıcı ve ikna edici bir üslup tercih etmiştir.
Ona göre Muâviye, Hz.
Osman’ın katlinin ardından adaletin tesis edilmesi gerektiğini gerekçe göstererek halife Hz.
Ali’ye karşı muhalefetini açıkça dile getirmiş ve sonuçta İslâm dünyasında siyasi ayrılıklar ve kutuplaşmalar ortaya çıkmıştır.
Söz konusu ayrılıklar, Emevîler, Şiîler ve Hâricîler gibi muhtelif grupların doğuşuna zemin hazırlamış ve İslâm toplumunda uzun süreli bir etkisi olan fırkalaşma sürecinin çıkışını hızlandırmıştır.
Bilmen, Hz.
Ali ve Muâviye arasında meydana gelen Sıffin Savaşı ve Cemel Vakası gibi hadiselere neden olan tarihî ve insani faktörlere dikkat çekerek tarafların niyetlerine dair kesin hüküm vermekten kaçınmış, her iki tarafın da içtihat ettiğini ve hakikati aradığını ifade etmiştir.
O, Muâviye’nin dönemin siyasî ve toplumsal dengelerini gözeterek oğlu Yezid’i veliaht tayin ettiğini ve böylece olası fitnelerin önüne geçtiğini belirtmiştir.
Bilmen açısından Muâviye, iç savaşların yıprattığı bir toplumda siyasi istikrarı ve birliği tesis eden, İslâm’ın sınırlarını genişleten, idari reformlara öncülük yapan ve toplumsal barışı yeniden inşa eden dinî ve siyasi bir lider olup adaletli ve güvenilir bir şahsiyettir.
Bu çalışmada, İslâm tarihinde tartışmalı bir figür olan Muâviye b.
Ebî Süfyân’ın sahabe statüsü ve liderliği üzerine farklı yaklaşımlar incelenmekte; söz konusu yaklaşımlar yalnızca tarihsel hadiselerin değerlendirmesiyle sınırlı kalmayıp, ayrıca mezhebî farklılıkların oluşumunda belirleyici rol oynayan itikadî ve siyasî tutumları da yansıtmayı hedeflemektedir.
Bu bağlamda çalışmada geleneksel Sünnî düşünce içerisinde önemli bir konuma sahip olan Ömer Nasuhi Bilmen’in itikadî ve siyasî perspektifi üzerinden bu tartışmaların dinî ve tarihî boyutlarına ışık tutulması amaçlanmaktadır.
Related Results
Dampak Ekonomi Pengembangan Wisata Kiram Park terhadap Pelaku Usaha di Desa Kiram
Dampak Ekonomi Pengembangan Wisata Kiram Park terhadap Pelaku Usaha di Desa Kiram
This research was conducted (1) to determine the business opportunities created after the development of the Kiram Park Tourism Object for the Kiram Village community (2) to determ...
Abdurrahman b. Hâlid’in Hayatı, Kişiliği ve Faaliyetleri
Abdurrahman b. Hâlid’in Hayatı, Kişiliği ve Faaliyetleri
Abdurrahman b. Hâlid, meşhur sahâbî Hâlid b. Velîd’in oğludur. O, gerek genç yaşlarında Suriye cephesindeki İslâm fetihlerinde gösterdiği yararlılık, gerek sonraki yıllarda Muâviye...
Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali'nde Toplumsal Cinsiyet
Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali'nde Toplumsal Cinsiyet
İlmihaller iman, namaz, oruç, hac, zekât ve ahlak gibi konularda, İslam’ın temel kurallarını öğretmek için yazılmış, Türkiye’de dindarlığı şekillendiren kurucu eserlerdendir. Bu du...
KONTROVERSI ASḤĀB AL-QARYAT DALAM SURAH YĀSĪN
KONTROVERSI ASḤĀB AL-QARYAT DALAM SURAH YĀSĪN
This article examines the controversy of Asḥāb al-Qaryat (Residents of the land) in the Yāsīn surah. Asḥāb al-Qaryat is one of the stories told by al-Qur ʻan, but his name has been...
Ömer Seyfettin in the Light of Memories
Ömer Seyfettin in the Light of Memories
Türk dilinin sadeleşmesine yönelik çalışmalarıyla öne çıkan yazar Ömer Seyfettin, edebiyat tarihlerinde ismi geçen bir şahsiyet olduğu kadar anı türündeki eserlerde de adından söz ...
Analisis Usaha Wisata Petik Buah Kiram Farm di Kabupaten Banjar
Analisis Usaha Wisata Petik Buah Kiram Farm di Kabupaten Banjar
Wisata Petik Buah Kiram Farm adalah bentuk usaha yang mengembangkan serta memanfaatkan potensi pertanian dan alam dengan cara memetik buah langsung dari kebunnya sebagai daya tarik...
HZ. ALİ VE MUÂVİYE’NİN HZ. OSMAN’IN KATLİNDE DAHLİ OLANLARA KARŞI TUTUMU
HZ. ALİ VE MUÂVİYE’NİN HZ. OSMAN’IN KATLİNDE DAHLİ OLANLARA KARŞI TUTUMU
İslâm tarihi kaynakları üçüncü Halife Hz. Osman’ın öldürülmesi olayının nasıl cereyan ettiği hususunda çok sayıda belge ve iddia barındırması yanında farklı iddialara rağmen aslınd...
Investigation of Folk Literature Poet Ahmet Çıtak's Ashab-ı Kehf Mesnevi in terms of Values Education
Investigation of Folk Literature Poet Ahmet Çıtak's Ashab-ı Kehf Mesnevi in terms of Values Education
Milletlerin kendine özgü değerleri olduğu ve bu değerlerle varlıklarını devam ettirdikleri, değerlerin birey ve toplum açısından önemi bilinmektedir. Değerler eğitiminde ve değerle...

