Search engine for discovering works of Art, research articles, and books related to Art and Culture
ShareThis
Javascript must be enabled to continue!

Akışkan Modern Dünyada Birey ve Din Eğitimi

View through CrossRef
Günümüz insanı; bencillik, değerlerinden kopma ve yalnızlık kıskacında, hayatın gayesine dair bir anlamsızlık sarmalına hapsolmuştur. Bu sarmal, modern hayatın getirdiği hızlı değişimler ve beraberinde getirdiği yersizlik ve yurtsuzluk hissiyle her geçen gün daha da giriftleşmektedir. Akışkan modernite süreci, hayatın tüm katı ve güvenli yapılarını eriterek insanı sabit referans noktalarından koparmakta ve bireyi belirsiz bir hıza mahkûm etmektedir. Bu yeni düzende geleneksel bağlar ve toplumsal kurumlar işlevini yitirirken dünya, artık kuralların yerini belirsizliğin aldığı kaygan bir zemine dönüşmektedir. Sosyolojik veriler, dinin toplumsal bir otorite olmaktan çıkıp kişisel bir hayat tarzına evrildiğini göstermektedir. Dolayısıyla dışsal otoritelerden bağımsızlaşan bireyin rasyonalite ve özerklik arayışı, kimliğinin kurucu unsurları haline gelmiştir. Ancak teknik gelişime odaklanan modern süreç manevi boyutları ihmal etmiş; bu durum ise bireyde kronik bir anlam krizine yol açmıştır. Özellikle teknik aklın tahakkümü altında kalan birey, kendi iç dünyasını keşfetme imkânından yoksun bırakılmıştır. Modern düzen, bireyi her yönden kuşatarak onu kendi anlamını inşa etmeye zorlamaktadır. Birey, benliğini sürekli gözden geçirmekte ve hayatını bilinçli tercihlerle kurmaya çalışmaktadır. Ancak bu zorunluluk; karar yorgunluğu ve kaybedilen alternatiflerin yükü gibi hususlar üzerinden ruhsal bir tatminsizlik getirmektedir. Hakikatin algılara feda edildiği bu düzende, dijitalleşme ve tüketim kültürü bu yoksunluğu sahte vaatlerle doldurmaya çalışmaktadır. Bu kültürün özgürlüğü bir kuralsızlık olarak sunması, bireyi sanal beğeni mekanizmalarına bağımlı kılmaktadır. Bu çalışma; akışkan modernitede bireyin yaşadığı bu anlam krizini ve yalnızlık sarmalını temel problem edinmektedir. Yürütülen araştırma, modernitenin birey ve inanç üzerindeki dönüştürücü etkilerini çözümlemeyi hedefleyen kuramsal analiz yöntemine dayanmaktadır. Süreç, mevcut sosyolojik ve psikolojik literatürün eleştirel bir süzgeçten geçirilerek yeniden anlamlandırıldığı kavramsal bir derleme niteliğindedir. Bu kapsamda belge incelemesi, kuramsal çerçevenin inşasında kullanılan temel bir veri toplama tekniği olarak konumlandırılmıştır. Literatürden elde edilen veriler, betimsel bir özetlemenin ötesine geçilerek; modernitenin kriz noktaları ile din eğitiminin onarıcı imkânları arasındaki ilişkiyi kuran tematik bir çözümleme ile analiz edilmiştir. Kapsam dâhilinde; akışkanlık, özgürlük, gözetim, tüketim, yabancılaşma, yalnızlık, narsisizm, anlam arayışı ve dini bireyselleşme kavramları; 'Yeni Dünya Düzeni', 'Kimlik Kaybı ve Savrulma' ile 'İnanç ve Anlam Arayışı' olmak üzere üç ana kategori altında yapılandırılmıştır. Bu krizler karşısında din eğitiminin onarıcı imkânları ise, 'Akışkan Modernitenin Krizleri Karşısında Din Eğitiminin Onarıcı Rolü' başlıklı dördüncü bir kategori olarak ele alınmıştır. Çalışmanın temel amacı; akışkanlığın yarattığı çözülmenin din algısı üzerindeki etkilerini analiz etmek, din eğitiminde günün şartlarına uygun yeni bir yaklaşım ve yöntem arayışına katkı sunmaktır. Makale, bu dönüşümün yarattığı tahribatı onarmak adına din eğitiminin pedagojik imkânlarını yeniden keşfetmeyi hedeflemektedir. Çalışmayı benzerlerinden ayıran temel özgünlük; din eğitimini statik bir bilgi aktarımı olarak görmemesidir. Din eğitimi, hazır bilgi aktarımından ibaret mekanik bir süreç olmaktan çıkmalıdır. Bu yaklaşım, insanın modern hayatın karmaşasında kendi iç dünyasını keşfederek, kendi hayatının sorumluluğunu üstlenen gerçekçi bir şahsiyet inşa etmesini hedefleyen bir rehberlik sürecidir. Modern zamanlarda insan, bitmek bilmeyen hırsıyla kendi yıkımını hazırlamaktadır. Din eğitimi; nefis terbiyesini ve insanı varlıkla barıştırmayı merkeze alarak, narsisizmin açtığı ruhsal yaraları tevazu ve empati ile iyileştirebilir. Bu modelde din eğitimi, bireyin hayatın anlamını başkalarının dayattığı kalıplarda değil, bizzat kendi iç huzurunda ve Yaratıcı ile kurduğu samimi bağda bulmasına yardımcı olan bir dayanak noktası işlevi görmektedir. Nihai hedef; iradesini kullanan, fıtratıyla barışık ve benlik şuuruna sahip güçlü dindar şahsiyetler yetiştirilmesine zemin hazırlamaktır. Din eğitimi, özgürlüğü ahlaki sorumlulukla harmanlayan bir dil geliştirerek bireyin arayışlarına gerçekçi çözümler sunmalıdır. Böylece bedeni ruhla bütünleştiren manevi bir alan açarak, modern insanın yaşadığı anlam krizinin aşılmasına doğrudan katkı sağlayacaktır.
Marife Dini Arastirmalar Dergisi
Title: Akışkan Modern Dünyada Birey ve Din Eğitimi
Description:
Günümüz insanı; bencillik, değerlerinden kopma ve yalnızlık kıskacında, hayatın gayesine dair bir anlamsızlık sarmalına hapsolmuştur.
Bu sarmal, modern hayatın getirdiği hızlı değişimler ve beraberinde getirdiği yersizlik ve yurtsuzluk hissiyle her geçen gün daha da giriftleşmektedir.
Akışkan modernite süreci, hayatın tüm katı ve güvenli yapılarını eriterek insanı sabit referans noktalarından koparmakta ve bireyi belirsiz bir hıza mahkûm etmektedir.
Bu yeni düzende geleneksel bağlar ve toplumsal kurumlar işlevini yitirirken dünya, artık kuralların yerini belirsizliğin aldığı kaygan bir zemine dönüşmektedir.
Sosyolojik veriler, dinin toplumsal bir otorite olmaktan çıkıp kişisel bir hayat tarzına evrildiğini göstermektedir.
Dolayısıyla dışsal otoritelerden bağımsızlaşan bireyin rasyonalite ve özerklik arayışı, kimliğinin kurucu unsurları haline gelmiştir.
Ancak teknik gelişime odaklanan modern süreç manevi boyutları ihmal etmiş; bu durum ise bireyde kronik bir anlam krizine yol açmıştır.
Özellikle teknik aklın tahakkümü altında kalan birey, kendi iç dünyasını keşfetme imkânından yoksun bırakılmıştır.
Modern düzen, bireyi her yönden kuşatarak onu kendi anlamını inşa etmeye zorlamaktadır.
Birey, benliğini sürekli gözden geçirmekte ve hayatını bilinçli tercihlerle kurmaya çalışmaktadır.
Ancak bu zorunluluk; karar yorgunluğu ve kaybedilen alternatiflerin yükü gibi hususlar üzerinden ruhsal bir tatminsizlik getirmektedir.
Hakikatin algılara feda edildiği bu düzende, dijitalleşme ve tüketim kültürü bu yoksunluğu sahte vaatlerle doldurmaya çalışmaktadır.
Bu kültürün özgürlüğü bir kuralsızlık olarak sunması, bireyi sanal beğeni mekanizmalarına bağımlı kılmaktadır.
Bu çalışma; akışkan modernitede bireyin yaşadığı bu anlam krizini ve yalnızlık sarmalını temel problem edinmektedir.
Yürütülen araştırma, modernitenin birey ve inanç üzerindeki dönüştürücü etkilerini çözümlemeyi hedefleyen kuramsal analiz yöntemine dayanmaktadır.
Süreç, mevcut sosyolojik ve psikolojik literatürün eleştirel bir süzgeçten geçirilerek yeniden anlamlandırıldığı kavramsal bir derleme niteliğindedir.
Bu kapsamda belge incelemesi, kuramsal çerçevenin inşasında kullanılan temel bir veri toplama tekniği olarak konumlandırılmıştır.
Literatürden elde edilen veriler, betimsel bir özetlemenin ötesine geçilerek; modernitenin kriz noktaları ile din eğitiminin onarıcı imkânları arasındaki ilişkiyi kuran tematik bir çözümleme ile analiz edilmiştir.
Kapsam dâhilinde; akışkanlık, özgürlük, gözetim, tüketim, yabancılaşma, yalnızlık, narsisizm, anlam arayışı ve dini bireyselleşme kavramları; 'Yeni Dünya Düzeni', 'Kimlik Kaybı ve Savrulma' ile 'İnanç ve Anlam Arayışı' olmak üzere üç ana kategori altında yapılandırılmıştır.
Bu krizler karşısında din eğitiminin onarıcı imkânları ise, 'Akışkan Modernitenin Krizleri Karşısında Din Eğitiminin Onarıcı Rolü' başlıklı dördüncü bir kategori olarak ele alınmıştır.
Çalışmanın temel amacı; akışkanlığın yarattığı çözülmenin din algısı üzerindeki etkilerini analiz etmek, din eğitiminde günün şartlarına uygun yeni bir yaklaşım ve yöntem arayışına katkı sunmaktır.
Makale, bu dönüşümün yarattığı tahribatı onarmak adına din eğitiminin pedagojik imkânlarını yeniden keşfetmeyi hedeflemektedir.
Çalışmayı benzerlerinden ayıran temel özgünlük; din eğitimini statik bir bilgi aktarımı olarak görmemesidir.
Din eğitimi, hazır bilgi aktarımından ibaret mekanik bir süreç olmaktan çıkmalıdır.
Bu yaklaşım, insanın modern hayatın karmaşasında kendi iç dünyasını keşfederek, kendi hayatının sorumluluğunu üstlenen gerçekçi bir şahsiyet inşa etmesini hedefleyen bir rehberlik sürecidir.
Modern zamanlarda insan, bitmek bilmeyen hırsıyla kendi yıkımını hazırlamaktadır.
Din eğitimi; nefis terbiyesini ve insanı varlıkla barıştırmayı merkeze alarak, narsisizmin açtığı ruhsal yaraları tevazu ve empati ile iyileştirebilir.
Bu modelde din eğitimi, bireyin hayatın anlamını başkalarının dayattığı kalıplarda değil, bizzat kendi iç huzurunda ve Yaratıcı ile kurduğu samimi bağda bulmasına yardımcı olan bir dayanak noktası işlevi görmektedir.
Nihai hedef; iradesini kullanan, fıtratıyla barışık ve benlik şuuruna sahip güçlü dindar şahsiyetler yetiştirilmesine zemin hazırlamaktır.
Din eğitimi, özgürlüğü ahlaki sorumlulukla harmanlayan bir dil geliştirerek bireyin arayışlarına gerçekçi çözümler sunmalıdır.
Böylece bedeni ruhla bütünleştiren manevi bir alan açarak, modern insanın yaşadığı anlam krizinin aşılmasına doğrudan katkı sağlayacaktır.

Related Results

AKIŞKAN DEMOKRASİ VE LIQUIDFEEDBACK YAZILIMI
AKIŞKAN DEMOKRASİ VE LIQUIDFEEDBACK YAZILIMI
Demokrasi, sürekli yenilenen ve yinelenen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavrama yüklenen değer ve anlam sürekli değişmektedir. Dönemin ihtiyaçları kavramın önüne getiril...
Din Eğitimi ve Din Dili İlişkisi Bağlamında Netleştirilmesi Gereken Bir Kavram: Hermenötik
Din Eğitimi ve Din Dili İlişkisi Bağlamında Netleştirilmesi Gereken Bir Kavram: Hermenötik
Öz Sosyo-kültürel, ekonomik, politik, teknolojik gelişmeler ile nesiller arası farklılaşma eğitim paradigmalarında kırılmaları/değişiklikleri beraberinde getirmektedir. Dinin geçmi...
Osman Nuri Taşkent Öncülüğünde Bir Kıraat Eğitimi Kursu: Adapazarı Dârül-huffâzı
Osman Nuri Taşkent Öncülüğünde Bir Kıraat Eğitimi Kursu: Adapazarı Dârül-huffâzı
Osmanlı döneminde medreseler arasında yer alan ve kıraat eğitimi veren dârülkur’ânlar 3 Mart 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrasında Kur’ân kursuna dönüştü. Bu durum ...
Bağımsız Türk Cumhuriyetleri'nde Din Eğitimi
Bağımsız Türk Cumhuriyetleri'nde Din Eğitimi
Bilgi edinme ve öğrenmenin dinen zorunlu oluşu, dünyanın çeşitli bölgelerinde oluşan Müslüman topluluklarda eğitim-öğretim için özel bir yer belirlemiştir. Din eğitimi Türk Devletl...
Yaygın Din Eğitiminde Din Görevlilerinin Rolü
Yaygın Din Eğitiminde Din Görevlilerinin Rolü
Din, insanlık tarihi boyunca birey ve toplum yaşamında merkezi bir rol üstlenmiş, toplumsal yapının oluşumunda ve şekillenmesinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Tarihte tamamen ...
Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin Kaynaştırma Eğitimine Yönelik Tutumlarının İncelenmesi
Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin Kaynaştırma Eğitimine Yönelik Tutumlarının İncelenmesi
Bu araştırmada, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin bazı değişkenlere göre kaynaştırma eğitimine yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 2022-2023 ...
Türkiye’de Erken Çocuklukta STEM Eğitimi: Araştırmalarda Eğilimler
Türkiye’de Erken Çocuklukta STEM Eğitimi: Araştırmalarda Eğilimler
Son yıllarda, Türkiye’de erken çocuklukta STEM eğitimi ile ilgili bilimsel yayınların sayısının hızla artmasıyla birlikte söz konusu alanda yapılan araştırmalarındaki durum ve eğil...
Danimarka'da Din Eğitimi
Danimarka'da Din Eğitimi
1972’den beri Tek meclisli meşruti monarşi ile yönetilen Danimarka Krallığı 5,83 milyon nüfusu ile Avrupa’nın kuzeyinde Baltık Denizi’ne kıyısı olan bir İskandinav ülkesidir. Nüfus...

Back to Top