Javascript must be enabled to continue!
GÜVENLİ KENT ve KENT GÜVENLİĞİ ÜZERİNE BİR İRDELEME
View through CrossRef
Kentler, insanların yerel ve ortak gereksinimlerini karşılamak üzere bir araya gelmeleriyle oluşan mekânlardır. Kentler, geçmişten günümüze pek çok ulus ve kültürden insana; fiziksel, ekonomik ve sosyal açılardan örgütlenerek bir arada yaşama olanağı sağlamıştır. Birçok tarihçi ve kent bilimci; insanlığın değişim ve dönüşümün izlerinin sürüldüğü uygarlık tarihi ile kent tarihini özdeşleştirir. Onlara göre bu iki alanda yaşanan süreçler birbirine paralel gitmiştir. Sanayileşme, bilimsel ve teknolojik gelişmeye bağlı olarak ortaya çıkan küreselleşme ve uluslar arası sermaye hareketleri, kentleri ekonomik, sosyal, hukuksal ve siyasal açılardan değiştirip dönüştürmüştür. Bu süreçte kentler, ulus devletten bağımsız olarak küresel ekonomiye eklemlenmeye başlamıştır. Günümüzde kentleri ekonominin temel bir fonksiyonu olarak gören yaklaşımlar ve liberal ekonomi politikaları sonucu kentler; belli özellikleri öne çıkarılarak cazibe merkezleri haline getirilmeye ve markalaştırmaya çalışılmaktadır. Uluslar arası ve ulusal sermayeden daha fazla pay almak, büyümek, gelişmek isteyen kentler de kendilerini özellikle bir konuda uzmanlaşmaya ve öne çıkarmaya zorlamaktadır. Bu nedenle bazen kent yönetimlerince bazen de uluslararası kuruluşlarca kentler; güvenli kent, huzurlu kent, akıllı kent gibi sıfatlar eklenerek tanımlanmakta ve pazarlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; küreselleşen dünyada liberal ekonominin kurallarına göre öne çıkmak, cazip hale gelmek, uluslararası ve ulusal sermayeden daha fazla pay almak üzere; kent yönetimi ya da ulusal ve uluslararası kuruluşlarca kentlere atfedilen tanımlamaların, kentlerin kendi gerçekliği ve uygulamalarıyla ne ölçüde örtüştüğünü, kendini “güvenli kent” diye tanımlayan Bayburt örneğinde ortaya koymaktır.
Journal of Economics and Administrative Sciences, Giresun University
Title: GÜVENLİ KENT ve KENT GÜVENLİĞİ ÜZERİNE BİR İRDELEME
Description:
Kentler, insanların yerel ve ortak gereksinimlerini karşılamak üzere bir araya gelmeleriyle oluşan mekânlardır.
Kentler, geçmişten günümüze pek çok ulus ve kültürden insana; fiziksel, ekonomik ve sosyal açılardan örgütlenerek bir arada yaşama olanağı sağlamıştır.
Birçok tarihçi ve kent bilimci; insanlığın değişim ve dönüşümün izlerinin sürüldüğü uygarlık tarihi ile kent tarihini özdeşleştirir.
Onlara göre bu iki alanda yaşanan süreçler birbirine paralel gitmiştir.
Sanayileşme, bilimsel ve teknolojik gelişmeye bağlı olarak ortaya çıkan küreselleşme ve uluslar arası sermaye hareketleri, kentleri ekonomik, sosyal, hukuksal ve siyasal açılardan değiştirip dönüştürmüştür.
Bu süreçte kentler, ulus devletten bağımsız olarak küresel ekonomiye eklemlenmeye başlamıştır.
Günümüzde kentleri ekonominin temel bir fonksiyonu olarak gören yaklaşımlar ve liberal ekonomi politikaları sonucu kentler; belli özellikleri öne çıkarılarak cazibe merkezleri haline getirilmeye ve markalaştırmaya çalışılmaktadır.
Uluslar arası ve ulusal sermayeden daha fazla pay almak, büyümek, gelişmek isteyen kentler de kendilerini özellikle bir konuda uzmanlaşmaya ve öne çıkarmaya zorlamaktadır.
Bu nedenle bazen kent yönetimlerince bazen de uluslararası kuruluşlarca kentler; güvenli kent, huzurlu kent, akıllı kent gibi sıfatlar eklenerek tanımlanmakta ve pazarlanmaktadır.
Bu çalışmanın amacı; küreselleşen dünyada liberal ekonominin kurallarına göre öne çıkmak, cazip hale gelmek, uluslararası ve ulusal sermayeden daha fazla pay almak üzere; kent yönetimi ya da ulusal ve uluslararası kuruluşlarca kentlere atfedilen tanımlamaların, kentlerin kendi gerçekliği ve uygulamalarıyla ne ölçüde örtüştüğünü, kendini “güvenli kent” diye tanımlayan Bayburt örneğinde ortaya koymaktır.
Related Results
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Mâtürîdîlerde İmanda Açıklık
Bu araştırma Mâtürîdîlerin iman alanındaki temel görüş ve kabullerine dayanarak, bu anlayışın imanı örtülü, kapalı bir temelde ele almaya imkân verip vermediğini tartışmaktadır. İm...
Nazi İdeolojik Söyleminde Folklora Yapılan Göndermeler: Siegfried Miti
Nazi İdeolojik Söyleminde Folklora Yapılan Göndermeler: Siegfried Miti
Nazi Dönemi (1933-1945), kitlesel propaganda ve kitlesel yönlendirme faaliyetleri bakımından çeşitlilik göstermektedir. Söz konusu faaliyetlerin ideolojik arka planı önemli ölçüde,...
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Nicholas of Cusa’da Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı
Bu çalışmanın amacı, 15. yy.’ın en önemli filozoflarından sayılan Nicholas of Cusa’nın din dili anlayışı ve özellikle Tanrı hakkında ne türden tanımlamaların yapılabileceği konusun...
Mutlak-Öznellik ve İslam
Mutlak-Öznellik ve İslam
Günümüz din felsefesinde Tanrı’nın sıfatları önemli bir tartışma konusudur. Tanrı’ya atfedilen sıfatların nasıl anlaşılması gerektiği noktasında çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. ...
GIDA GÜVENLİĞİ VE COVID-19
GIDA GÜVENLİĞİ VE COVID-19
Özet İnsanlık İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük biyolojik felaketlerinden birini yaşamaktadır. COVID-19 pandemisi, sadece bir sağlık sorunu olmaktan çıkmış; toplum, ekonomi...
Kent Kimliği İnşasında Girişimci Kent Yönetimleri: Gaziantep Örneği
Kent Kimliği İnşasında Girişimci Kent Yönetimleri: Gaziantep Örneği
Bu çalışma, Gaziantep kentinin kent kimliği inşasında öne çıkan faktörleri incelemektedir. Bu amaçla, çalışmada öncelikle kent kimliği kavramının ne anlama geldiği ve kent kimliği ...
İbn Sînâ’da Ölüm ve Ötesi
İbn Sînâ’da Ölüm ve Ötesi
Bu makalede, İbn Sînâ’nın ölüm ve ötesine dair görüşlerinin ruh-beden ilişkisi bakımından felsefi bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ölüm ötesi hayatla ilgili konuların felsefi bir p...
Sa‘duddîn Teftazânî’de İlliyet (Nedensellik)
Sa‘duddîn Teftazânî’de İlliyet (Nedensellik)
İlliyet ya da nedensellik genel olarak olayların veya olguların birbiriyle ilişkili ve bağlı olması, sonuçların bir nedene bağlanarak açıklanması ya da nedenlerin belirli sonuçları...

